Son Eklenenler

13 Ocak 2008

Merkez Bankası'nın Taşınması

Merkez Bankası'nın, tam adıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınması tartışmalarını duymayan kalmamıştır sanırım. Kalmışsa da buradan duyurmuş olalım.
Bir yandan hükümet kararın çoktan verildiğini, hatta yerinin bile hazır olduğunu söyleyedursun, bir yandan da muhalefet, sanayici, ticaretle uğraşanlar, gazeteciler bu kararın cumhuriyetin kazanımlarına yönelik olduğunu dile getiriyorlar.
Sadece Merkez Bankası da değil konu. Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbank da var işin içinde. Acaba bu kurumlarda çalışanların durumuna nasıl bakıyorlar? İstanbul halihazırda 12 küsur milyon nüfuslu bir şehir değil mi?
Hükümetin gerekçesi İstanbul'un finans merkezi olması. Burada bir alıntı yapmak istiyorum:
"Antalya turizm merkezi diye Turizm Bakanlığı oraya mı taşınacak, sanayi Marmara’da diye bakanlık İstanbul’a mı taşınacak?"

Bu konuyla ilgili bağlantılara göz atın en iyisi. Haluk Şahin'in yazısını özellikle okumanızı öneririm.

Merkez’i taşıma krizi
Merkez’in İstanbul’da yeri bile belli, gerekirse kanunla taşırız
Merkez Bankası İstanbul'a taşınacak
Topbaş: Merkez Bankası İstanbul’a taşınmalı
ATO Başkanı Aygün:"Merkez Bankası İstanbul'da eğreti durur."

Bir bankacı olarak, Gülçin Hanım'ın da görüşlerini merakla bekliyorum.

10 yorum:

gülçin dedi ki...

sevgili egemavisi,

gazetelere köşe bucak baktığında hep böyle spekülasyona açık, "yahu nooooluyoruz" dedirten bir sürü haber var. bugün mail kutuma yeni sosyal güvenlik yasa tasarısı ile ilgili bir yazı düştü. emeklilik yaşının hem kadın, hem erkekler için 65'e çıkarılması, emekli maaşlarının düşürülmesi (aslında bu şartlarla emekli olana değin yaşayamayacağımız için tersi olması gerekmez mi?) ve her ay maaşlardan sağlık sigortası destek primi kesilmesi düşünülüyormuş. kim hazırlar bu taslakları, "hey adamım harika bir fikir bu" diye birbirlerini kutlarlar mı, hakikaten noooooluyoruz??

bu arada TCMB'nın taşınması fikrini de yukarda bahsettiğim türden, garip bir fikir olarak algıladığımı söylemeliyim. taşınma tamamen gereksiz, haberleşme imkanları sonsuz, ne suni bir tartışma bu?

bugünkü milliyet gazetesinde de halimize tercüman görüşler var:

http://www.milliyet.com.tr/2008/01/16/ekonomi/aeko.html

sevgiler

gamze dedi ki...

iade-i ziyarette bulunmak istedim her şeyden önce...
merkez bankasına gelirsek; bi o kalmıştı zaten dokunulmadık şaşırdığım bir olay değil artık...

egemavisi dedi ki...

Sevgili Gülçin Hanım,
Emeklilik mi? demek istiyorum size izninizle. O da nesi? :)

Sevgili Gamze,
Ne güzel. Hoşgeldin. Sık sık gelmeni dilerim.
Biraz kaba olacak ama bir işitme organımızın arkası kaldı canım dokunulmadık. :)

Nurum dedi ki...

harika bu detaylı bilgi kesinlikle çok faydalı oldu inan.Birde şu "Antalya turizm merkezi diye Turizm Bakanlığı oraya mı taşınacak, sanayi Marmara’da diye bakanlık İstanbul’a mı taşınacak?" bu harika tam bu konunun durumunu ortaya koyan bir cümle olmuş..ellerine sağlık ege mavicim.Gülçin hanım bende aynı tepkiyi vermek istiyorum müsadenizle Emeklilik mi? sanırım emeklilik bizim için bir hayal artık hı.. :)

Vladimir dedi ki...

Başbakanın bu konuyu duyurma anını da dinlediyseniz sinirler tam manası ile laçka olmuştur sanırım. Adam kesinlikle bir kavganın tarafı imiş gibi konuşuyor. Sadece "asarız keseriz" demedi ne hikmetse?

egemavisi dedi ki...

Sevgili Vladimir,
Sanırım bir noktayı kaçırmışsınız:
Hükümet haklı. Çünkü halk böyle istiyor. Seçimlerden çıkan sonuç ortada.
Ne yazık ki yurdum demokrasi anlayışı bu işte: Ben karar verdim. Size uymak düşer. Çünkü halk bana güvendi.
Halk! Kimmiş bu halk? Göremedik gitti. Oy verenler sermaye sahipleri bir de oyunu kendi seçiminden bağımsız kullanmak zorunda olanlar. Tahmin ettiniz sanırım kimleri kastettiğimi?

Adsız dedi ki...

Türban saçmalığını İspanya'da medeniyetler ittifakında tartışmaya açması ne derece doğalsa (ki önce kendi medeni olmayı öğrenmeli) merkez bankasını taşımak istemesi de o kadar doğal sanırım... karamsar olmayalım diyorum ama... nereye kadar?

Bildirgec dedi ki...

Yazinda belirttiklerini ve soylediklerini, buradan bakinca orada gerceklesen olaylari ve siyasetciler tarafindan surekli, durmaksizin, ardi ardina yapilan (!) anlamsiz ve bir o kadarda nahos soylemleri, aslinda hic yoklarmis gibi dusunmeye calissam da beceremiyorum.
Su an icinde buludundugum stresli durum bir tarafa, oralardaki gundemi ve gundemde olmayani da dusununce, hersey daha da karmasik hale getiriyor ic dunyami.
Neyse ne diyecektim? cok uzattim...
Aslinda kisaca sunu yazmayi istemistim: off offf...

Ferhanca dedi ki...

Başkent Ankara'dan her şey İstanbul'a taşınıyor.Nerede kaldı Atatürk'ün Ankara'ya verdiği önem.
''Reşit kendin söyle ,kendin işit,,böyle olduk malesef

egemavisi dedi ki...

Sayın İsimsiz,
Keşke isminizi de bağışlasaydınız ya ziyanı yok.
Buraya kadar diyeceğim fakat seçim sloganı gibi olacak. Geleceğe umutla bakabilmek için o umutları yaşatacak ortamı kurmamız gerekli önce.

Sevgili Bildirgeç,
Yorumunuzu okuyunca Cem Karaca geldi aklıma. Bir of çeksek hükümet yıkılır mı acep?

Sevgili Ferhanca,
Efendim Atatürk'ün Ankara'ya verdiği önem Nutuk'ta kaldı. Okunmadığından! ya da okuyanlar harekete geçmediğindendir belki.

Yorum Gönder