Son Eklenenler

24 Ekim 2009

Kadifekale

Yazın bir süre (ayağımı burkana kadar) üç arkadaş koşuyorduk sabahları. Bu arada uzun zamandır görüşemediğimizden birlikte dışarı çıkmanın hesaplarını yapıyorduk bir yandan da. Derken başımızı kaldırdığımızda Kadifekale'yi gördük ve hemen o gün gitmeye karar verdik. Hepimiz İzmirliyiz ya birimiz de gitmemişiz yirmi küsur yıldır Kadifekale'ye. Nasıl gidilir, nasıl bir yerdir diye araştırıken netten, şehir efsaneleri çıkıyor karşımıza: Sakın tek başınıza gitmeyin, can güvenliğiniz olmaz, değerli eşyalarınızı kaybetmeye hazır olun, vs. vs. Sanırsınız düşman topraklara gideceğiz. Konak'tan 33 numaralı Konak-Kadifekale otobüsüne binip gideceğiz. 10-12 dakikada bir kalkıyor otobüs, aslında belediyenin son harikası midibüsler. Sıcakta beklemek bize çok uzun geldi, hareket memuruna da "yarım saattir 33 bekliyorum" dedim, hemen bir otobüse, gerçek otobüs bu sefer, tabela değiştirtti. Biz de mutlu mesut bindik otobüse. yaklaşık 15 dakika sonra Kadifekale Karakolu'nda indik otobüsten. Semt meydanından 5 dakika kadar yokuş tırmanıp kalenin kapısına vardık.

 Kale Yolundan Şehre Bakış
Kale Yolundan Şehre Bakış

Müthiş bir manzara bizi karşıladı. Bu kadar güzel olacağını tahmin etmezdim. Körfezin hakim noktası olarak buraya yerleşim yeri kurmak akıllıca. Surlara çıktığımızda bunu daha iyi anladık.

 Kaleiçi
Kalenin içinden bir görünüm

Sarnıç 
Sarnıç

Örneğin, üstteki sarnıç Yeşildere'deki su kemerine bağlı. Surlardan İzmir'in dört bir yanı önünüze seriliyor: Evka 4, Yeşildere, Hipodrom, Balçova, Karşıyaka.

 Kadifekale'den Agora'ya Bakış 
Agora'ya bakış 

Kadifekale ya da Pagos, Büyük İskender tarafından kurulan bir yerleşim. Rivayete göre İskender bir falcıya gider. Falcı İskender'e "Bundan sonra burada, Pagos'tan Meles boyunca olan yerde, insanlar üç dört kat daha mutlu ve refah için yaşayacaklar."* dedikten sonra, Smyrna kentinin yeniden inşası çalışmalarında Kadifekale kurulur. Bu bilgileri girişte okuduktan ve kaleyi gezdikten sonra, kalenin içerisinde bulunan bahçede, koca koca ağaçların gölgesinde dinlendik ve uzun süre sohbet ettik şehrin gürültüsünden uzakta. Türk kahvesi içtik ki açıkçası nam yapmış pahalı kahve evlerindenkinden çok daha lezzetliydi kahvemiz. Çay bahçesi yazın düğün salonu olarak da kullanılıyormuş. Şehirin karmaşasından kaçmak ve kafanızı dinlemek için çok uygun bir yere Kadifekale. Hem çok yakın bir mesafede, hem de şehirden uzakta. Son olarak yazının en başında söylediğim şehir efsanelerine itibar etmeyin. Çok sıcakkanlı ve yardımsever insanlar Kadifekale sakinleri.

 Hilton 
Mini Hilton
Kadifekale hakkından daha fazla bilgi için bu sayfaya, şu sayfaya ya da İngilizce Wikipedia sayfasına, benim çektiğim fotoğraflar için Flickr sayfama, daha fazla fotoğraf için şu sayfaya, belediye otobüsünün saatleri için Eshot'un sayfasına bakabilirsiniz.

8 yorum:

Dalgaları Aşmak dedi ki...

29 Ekim'de İzmir'de olucam..mutlaka görmeliyim kadifekale'yi.bayıldım fotoğraflardan..

Abi dedi ki...

mini hilton çok güzel yaaa.:)))

Vladimir dedi ki...

Çoğumuz burnumuzun dibindeki bu güzellikleri görmezden geliyoruz. Malesef :(

egemavisi dedi ki...

Dalgaları Aşmak,
Kesinlikle tavsiye ederim. Umarım hava şartları uygun olur o tarihte.

Abi,
Teşekkür ederim. Bir tane daha var da, o resmin aktöründen izin almadığım için koymadım.

Vladimir,
Ne acı bir durum, değil mi! Bir dahakine Smyrna kazı alanını gezeyim bari tanıtmak için, burnumun dibi nasılsa

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

Aslında burada kötü bir anım var.Üniv.yurt evraklarını toparlarken sağlık raporu için bu semte yönlendirdiler.Dönüşte cüzdanım çalınmıştı.Bulamadık tabi...Sonra kimlikler kaybolunca evrakların tümü silbaştan...
Kalenin içini görmemiştim.Ne kadar temizmiş öyle?Mini Hilton fotosu fikir süper...

egemavisi dedi ki...

Gelmiş geçmiş olsun. Ne zor olmuştur sizin için.
Kalenin içinde halı, şal dokuyan kadınlar var. Onların fotoğraflarını çekemedim.

elfeyp dedi ki...

Çocukken gitmiştim ben de. İzmir resimlerini görünce kalkamadım blogun başından :) Çook özlüyorum İzmirim'i şimdi daha da çok hissettim :)
Bodrum'dan sevgiler..

egemavisi dedi ki...

Çok sevindim. Demek bu kadar oldu blog, bakanlar başından kalkamıyor. Ne güzel. Özleminizi giderebildiyse bir nebze ne mutlu bana.

Yorum Gönder