Son Eklenenler

25 Haziran 2009

Kıyıda


Başını kaldırdı. Önündeki uçsuz bucaksız maviliğe baktı. Dalgalar ağır ağır vuruyordu. Düşündü. Tüm gün, yaptıklarını düşündü ve aklında kalan koca bir hiçti. Tek yaptığı gündoğumundan beri, şu an bulunduğu kayalıkta oturmaktaydı.
Gece uyku tutmamış, o da kendini sahile atmıştı. Günün ilk ışıklarıyla birlikte, karşıya yolcu taşıyan motorlar işlemeye ve insanlar günlük hayatın karmaşasına başlamıştı. Kimisi aceleyle, motora yetişebilmek için koşuyor; kimisi oturmuş, çayından ilk yudumu alıyordu. Peki ya o?
O, hayatının son beş yılını düşünüyordu. Ne fırtınalar atlatmıştı! Kimlere karşı gelmemişti ki! Sonuçta şimdi burada yalnız başına oturuyordu. Yalnız.
Başını kaldırdı. Önündeki uçsuz bucaksız maviliğe daldı. Dalgalar hırçınlaşmıştı. Düşündü. Yıllar boyunca yaptıklarını düşündü ve anladı ki geçen sadece zamandı.

12/06/2009 ~ 20:09
Çanakkale

3 yorum:

Vladimir dedi ki...

Evet geçiyor, en geçmiyor sanıldığı anda bile kıyıya vuran dalgalar gibi geçiyor. Dalga vuruyor, kumların üzerine yayılıyor köpüklü dalgalar. Sonra sular geriye çekildiğinde köpükler yokoluyor. Dalgaların geriye çekilirken götürdüğü minik taşları kumları kimse görmüyor. Zaman da bazen hızlı bazen yavaş dalagalrını üzerimize yolluyor. Geriye çektiğinde geride kalan, sadece biz, kendimiz.

Abi dedi ki...

Tamam, yalnız başınaydı. Ama olsundu.
Tamam, zamandı geçen. Ama geçsindi.

Önemli olan, doğruları mı yaptım sorusuna verdiği cevaptı.

Aynı şeyler bir daha olsa, aynı şekilde davranırmıyım sorusunun yanıtıydı önemli olan.

egemavisi dedi ki...

Vladimir,
Sen deyince aklıma geldi. Taşı delen suyun gücü değil dalgaların sürekliliğidir. Zamana da uyarlanabiliyor pekala.

Abi,
Hatasız olabilmek imkansız belki, ama sonuç olarak doğru. Her ne kadar kimi zaman süreç önemli olsa da.

Yorum Gönder