Son Eklenenler
Çevre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çevre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
02 Mayıs 2011
Doğa İçin Çal 3
Gönderen
egemavisi
Yine çok güzel bir çalışma olmuş. Emeği geçen herkese teşekkürler!
08 Mayıs 2010
22 Ocak 2010
25 Kasım 2009
Kurban
Gönderen
egemavisi
Bugün Göztepe tarafında otobüs durağına doğru yürürken, açık alanda masaları olan bir kafeteryanın önünde ağaca bağlanmış bir köpeği çaresiz bir biçimde gelip geçenlere bakarken gördüm. Kendimi o ağaca bağlı hissettim onu görünce. Sahibi muhtemelen gezdirmek için çıkarmıştı. Ve yine muhtemelen biraz oturup bir şeyler içmek için kafeteryaya oturmuştu. Ama o garip köpekcik ağaca bağlı, dilediğince gezen, yürüyen insanları ve dahi diğer hayvanları görüyordu. Üzüldüm.
Az önce haberlere bakarken de En kanlı festival haberini gördüm. İnsanlığımdan utandım.
Bu vahşeti yapanlara LANET OLSUN!
Az önce haberlere bakarken de En kanlı festival haberini gördüm. İnsanlığımdan utandım.
Bu vahşeti yapanlara LANET OLSUN!
insan
Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.
Güncel Türkçe Sözlük
Düşünme ve konuşma yetileri olan bilinçli, toplumsal canlı.
BSTS / Toplumbilim Terimleri 1975
kurban
Doğaüstü güçleri, yüce varlıkları ve tanrıları hoşnut etmek, onlarla barışık olmak, onlara teşekkür etmek ve onlardan isteklerde bulunmak için kesilen hayvan, sunulan yiyecek, içecek.
BSTS / Budunbilim Terimleri Sözlüğü 1973
Dinsel bir inancın sonucu olarak, kendine özgü törenlerle şu ya da bu biçimde, doğaüstü güçlere sunulan kan ya da canlı yaratık, bk. kansal kurban.
BSTS / Halkbilim Terimleri Sözlüğü 1978
24 Ekim 2009
Kadifekale
Gönderen
egemavisi
Yazın bir süre (ayağımı burkana kadar) üç arkadaş koşuyorduk sabahları. Bu arada uzun zamandır görüşemediğimizden birlikte dışarı çıkmanın hesaplarını yapıyorduk bir yandan da. Derken başımızı kaldırdığımızda Kadifekale'yi gördük ve hemen o gün gitmeye karar verdik.
Hepimiz İzmirliyiz ya birimiz de gitmemişiz yirmi küsur yıldır Kadifekale'ye. Nasıl gidilir, nasıl bir yerdir diye araştırıken netten, şehir efsaneleri çıkıyor karşımıza: Sakın tek başınıza gitmeyin, can güvenliğiniz olmaz, değerli eşyalarınızı kaybetmeye hazır olun, vs. vs. Sanırsınız düşman topraklara gideceğiz.
Konak'tan 33 numaralı Konak-Kadifekale otobüsüne binip gideceğiz. 10-12 dakikada bir kalkıyor otobüs, aslında belediyenin son harikası midibüsler. Sıcakta beklemek bize çok uzun geldi, hareket memuruna da "yarım saattir 33 bekliyorum" dedim, hemen bir otobüse, gerçek otobüs bu sefer, tabela değiştirtti. Biz de mutlu mesut bindik otobüse. yaklaşık 15 dakika sonra Kadifekale Karakolu'nda indik otobüsten. Semt meydanından 5 dakika kadar yokuş tırmanıp kalenin kapısına vardık.
Kale Yolundan Şehre Bakış
Müthiş bir manzara bizi karşıladı. Bu kadar güzel olacağını tahmin etmezdim. Körfezin hakim noktası olarak buraya yerleşim yeri kurmak akıllıca. Surlara çıktığımızda bunu daha iyi anladık.
Kalenin içinden bir görünüm
Sarnıç
Örneğin, üstteki sarnıç Yeşildere'deki su kemerine bağlı. Surlardan İzmir'in dört bir yanı önünüze seriliyor: Evka 4, Yeşildere, Hipodrom, Balçova, Karşıyaka.
Agora'ya bakış
Kadifekale ya da Pagos, Büyük İskender tarafından kurulan bir yerleşim. Rivayete göre İskender bir falcıya gider. Falcı İskender'e "Bundan sonra burada, Pagos'tan Meles boyunca olan yerde, insanlar üç dört kat daha mutlu ve refah için yaşayacaklar."* dedikten sonra, Smyrna kentinin yeniden inşası çalışmalarında Kadifekale kurulur.
Bu bilgileri girişte okuduktan ve kaleyi gezdikten sonra, kalenin içerisinde bulunan bahçede, koca koca ağaçların gölgesinde dinlendik ve uzun süre sohbet ettik şehrin gürültüsünden uzakta. Türk kahvesi içtik ki açıkçası nam yapmış pahalı kahve evlerindenkinden çok daha lezzetliydi kahvemiz. Çay bahçesi yazın düğün salonu olarak da kullanılıyormuş.
Şehirin karmaşasından kaçmak ve kafanızı dinlemek için çok uygun bir yere Kadifekale. Hem çok yakın bir mesafede, hem de şehirden uzakta. Son olarak yazının en başında söylediğim şehir efsanelerine itibar etmeyin. Çok sıcakkanlı ve yardımsever insanlar Kadifekale sakinleri.
Mini Hilton
Kadifekale hakkından daha fazla bilgi için bu sayfaya, şu sayfaya ya da İngilizce Wikipedia sayfasına, benim çektiğim fotoğraflar için Flickr sayfama, daha fazla fotoğraf için şu sayfaya, belediye otobüsünün saatleri için Eshot'un sayfasına bakabilirsiniz.
26 Ağustos 2008
Kızılderili Atasözü
Gönderen
egemavisi

Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak.
26 Nisan 2008
Sigara
Gönderen
egemavisi

Dün sabah durakta otobüs beklerken, ben yaşlarda bir bey geldi yanımda durdu. Hani rüzgar çok şiddetliydi ve durağın içine girmek iyi bir çözümdü buna karşı. Aramızda yarım metre mesafe var yok. Tamam iyi, hoş buraya kadar. Derken cebinden bir sigara çıkarıp yaktı. Gayet rahat. Belki de tek rahatsız olan bendim. Bilmiyorum. Neyse bir iki nefes çekti, sonra artık nasıl baktıysam-çok kötü baktım galiba, üzüldüm düşününce- sigarayı attı yere.
Sigarayı söndürdüğüne mi sevineyim, yoksa yere attığı için mi üzüleyim bilemedim. Neyse efendim aldı beni bir düşünce: Acaba sigara değil de ben otobüs/dolmuş beklerken durakta açsam bir bira içmeye başlasam insanlar de düşünür, nasıl tepki verir acaba?
İçkiden de sigaradan da hoşlanan ve hoşlanmayan insanların varlığı muhakkak iken niçin sigara kanıksanmış, kimse tepki vermiyor buna anlamış değilim. İnsanlar rahatlıkla dumanı başkalarının üzerine gidecek şekilde sigara içebiliyor. Bu konuda 'acaba birilerini rahatsız ediyor muyum' diye düşündüklerini de sanmıyorum çoğunun.
Durakta içki içme meselesinde ben aşırı bir tepki göreceğime, hakarete uğrayacağıma düşünüyorum. Akıl veren, yaptığın ayıp diyen, terbiyesiz adam diyen çıkacaktır zannımca.
Ya sizce?
Sigarayı söndürdüğüne mi sevineyim, yoksa yere attığı için mi üzüleyim bilemedim. Neyse efendim aldı beni bir düşünce: Acaba sigara değil de ben otobüs/dolmuş beklerken durakta açsam bir bira içmeye başlasam insanlar de düşünür, nasıl tepki verir acaba?
İçkiden de sigaradan da hoşlanan ve hoşlanmayan insanların varlığı muhakkak iken niçin sigara kanıksanmış, kimse tepki vermiyor buna anlamış değilim. İnsanlar rahatlıkla dumanı başkalarının üzerine gidecek şekilde sigara içebiliyor. Bu konuda 'acaba birilerini rahatsız ediyor muyum' diye düşündüklerini de sanmıyorum çoğunun.
Durakta içki içme meselesinde ben aşırı bir tepki göreceğime, hakarete uğrayacağıma düşünüyorum. Akıl veren, yaptığın ayıp diyen, terbiyesiz adam diyen çıkacaktır zannımca.
Ya sizce?
Şu animasyonu da yeri gelmişken izlemenizi öneririm.
Fotoğraf buradan.
22. Yılında Çernobil Faciası
Gönderen
egemavisi

Bugün Çernobil felaketi 22. yıldönümü. İnsanlık tarihinin en kötü olaylarından biri olan Çernobil felaketi, bundan tam 22 yıl önce 26 Nisan 1986 yılında meydana geldi. Bununla ilgili daha önce Chernobyl Legacy - Çernobil Mirası yazımda bir slayt gösterisi adresi vermiştim.
Bugün ona ek olarak biraz da bilgi içerikli bir adresi vereyim. Anti-Nükleer Cephe'nin arşiv sayfasında Çernobil hakkında bir dosya hazırlanmış. Ayrıca şu sayfada olayın 20. yılında Alman WDR televizyonunda yayınlanan bir program için hazırlanması sırasında olay Çernobil ve çevresinde çekilmiş fotoğraflardan oluşan bir derleme var. Son olarak da 2007 yılında çekilmiş bir filmle bu bahsi şimdilik kapayalım.
Bir daha böyle bir felaketin yaşanmaması dileğiyle...
Bugün ona ek olarak biraz da bilgi içerikli bir adresi vereyim. Anti-Nükleer Cephe'nin arşiv sayfasında Çernobil hakkında bir dosya hazırlanmış. Ayrıca şu sayfada olayın 20. yılında Alman WDR televizyonunda yayınlanan bir program için hazırlanması sırasında olay Çernobil ve çevresinde çekilmiş fotoğraflardan oluşan bir derleme var. Son olarak da 2007 yılında çekilmiş bir filmle bu bahsi şimdilik kapayalım.
Bir daha böyle bir felaketin yaşanmaması dileğiyle...
Fotoğraf burada(ydı).
17 Şubat 2008
İnce İnce Bir Kar Yağar*
Gönderen
egemavisi
Bunu da gördük efendim. İzmir'de kağ yağıyor inceden!
Sabah uyandığımda inceden yağışı gördüm perdeleri açarken. Tutması konusunda ümitli değildim fakat. Bizim evin çevresinde gördüğüm kadarıyla da tutmadı. Belki daha da yükseklerde kar tutmuştur. Şunu diyebilirim ki, kış kendini gösterdi.
Sabah uyandığımda inceden yağışı gördüm perdeleri açarken. Tutması konusunda ümitli değildim fakat. Bizim evin çevresinde gördüğüm kadarıyla da tutmadı. Belki daha da yükseklerde kar tutmuştur. Şunu diyebilirim ki, kış kendini gösterdi.

(*) Çok sevdiğim bir Mahzuni Şerif türküsü. Sözler için buraya tıklayın.
Fotoğraf kaynağı burasıdır.
17 Aralık 2007
Otobüsün Adaleti!
Gönderen
egemavisi

Hani milletimizin yaygın inanışı vardır ya: 'Allaha havale ettim' diye. Başka bir deyişle şunu da söyleyebiliriz ki, bu dünyada yapılanların hesabı, bu dünyada olmadıysa öteki dünyada sorulur. Fakat bazı şeylerin karşılığı hemen geliyor. Uzun zaman beklemeye gerek yok. Tıpkı anlatacağım olay gibi.
Efendim, bu sabah İçişleri Bakanlığı'nın güzide kuruluşu Emniyet Teşkilatı'nın ilçemizdeki (Karşıyaka) müdürlüğündeki bir işimi hallettikten sonra, evime dönmek üzere otobüs durağına gittim ve beklemeye koyuldum. Birkaç dakika sonra ise belli ki karşıdaki büfede kentkartını doldurtup durağa yönelen bir hanım dikkatimi çekti. Elinde de muhtemelen biraz önce yaptığı dolum işleminin makbuzu vardı. Sevgili Ned Dorsey'in şu yazısında belirttiğine benzer bir olay cereyan etti 50 yaşlarındaki şık giyimli hanımefendiyle.
Hanımefendi elindeki makbuzu iyice ezip büktükten sonra hooop yere atıverdi. Bende de durağa gelmeden önce dünyanın vergisini emniyet müdürlüğü kanalıyla hazineye yatırdığımdan şalterler attı. Yanına gidip, attığı ufacık kağıt parçasını iki adım arkadaki çöp kutusuna atmasını rica ettim. Kendisi gibi birine böyle çevreyi kirletmenin yakışmadığını, durakta bekleyen herkesin bu şekilde çevreyi kirletse İzmir'in yaşanacak bir kent olmayacağını da ekledim.
Kendisi uyarıma teşekkür edip isteğimi reddettiği. Beklediğim üzere. Ben de ısrar ettiğimi bildirdim. Aradan iki dakika geçmemişti ki ben bu konuda ne yapabileceğimi düşünürken, yaklaşık 15 kişinin de aynı otobüsü beklediğini farkettim. Fakat o, başka bir otobüse binip uzaklaştı. Gözlerimi ondan ayırmamamın da etkisi olduğu tartışılır tabi. Ben de o gidince eğilip o kağıt parçasını alıp çöpe attım. Birinci perde burada bitti.
Hikayenin can alıcı noktasına gelelim efendim. Beklediğim otobüs geldi. Otobüs yaklaşık 14 kişi kadar otobüse bindikten sonra hareket etti. Bindiğimden dört-beş durak sonra o hanımefendiyi içinde bulunduğum otobüse binmek üzere el kaldırdığını gördüm. Ama işte olan oldu ve şoför sanki olayı biliyormuşçasına durmayıp yola devam etti. Garip duygular içindeydim.
Yaşam.
Garip.
Dengesiz.
Acı.
Dahası...
...yaşanılası!
Fotoğrafın kaynağı burasıdır.
Efendim, bu sabah İçişleri Bakanlığı'nın güzide kuruluşu Emniyet Teşkilatı'nın ilçemizdeki (Karşıyaka) müdürlüğündeki bir işimi hallettikten sonra, evime dönmek üzere otobüs durağına gittim ve beklemeye koyuldum. Birkaç dakika sonra ise belli ki karşıdaki büfede kentkartını doldurtup durağa yönelen bir hanım dikkatimi çekti. Elinde de muhtemelen biraz önce yaptığı dolum işleminin makbuzu vardı. Sevgili Ned Dorsey'in şu yazısında belirttiğine benzer bir olay cereyan etti 50 yaşlarındaki şık giyimli hanımefendiyle.
Hanımefendi elindeki makbuzu iyice ezip büktükten sonra hooop yere atıverdi. Bende de durağa gelmeden önce dünyanın vergisini emniyet müdürlüğü kanalıyla hazineye yatırdığımdan şalterler attı. Yanına gidip, attığı ufacık kağıt parçasını iki adım arkadaki çöp kutusuna atmasını rica ettim. Kendisi gibi birine böyle çevreyi kirletmenin yakışmadığını, durakta bekleyen herkesin bu şekilde çevreyi kirletse İzmir'in yaşanacak bir kent olmayacağını da ekledim.
Kendisi uyarıma teşekkür edip isteğimi reddettiği. Beklediğim üzere. Ben de ısrar ettiğimi bildirdim. Aradan iki dakika geçmemişti ki ben bu konuda ne yapabileceğimi düşünürken, yaklaşık 15 kişinin de aynı otobüsü beklediğini farkettim. Fakat o, başka bir otobüse binip uzaklaştı. Gözlerimi ondan ayırmamamın da etkisi olduğu tartışılır tabi. Ben de o gidince eğilip o kağıt parçasını alıp çöpe attım. Birinci perde burada bitti.
Hikayenin can alıcı noktasına gelelim efendim. Beklediğim otobüs geldi. Otobüs yaklaşık 14 kişi kadar otobüse bindikten sonra hareket etti. Bindiğimden dört-beş durak sonra o hanımefendiyi içinde bulunduğum otobüse binmek üzere el kaldırdığını gördüm. Ama işte olan oldu ve şoför sanki olayı biliyormuşçasına durmayıp yola devam etti. Garip duygular içindeydim.
Yaşam.
Garip.
Dengesiz.
Acı.
Dahası...
...yaşanılası!
Fotoğrafın kaynağı burasıdır.
12 Aralık 2007
Eski Tip Radyatörünüzün Marifetleri
Gönderen
egemavisi
Küresel ısınma gibi büyük bir sorunumuzun olduğu yaşlı Dünya'mızda, bu sorunla başa çıkabilmek için Kyoto Protokolü gibi büyük uluslararası kampanyalar/organizasyonlar düzenlendiği gibi, her geçen gün ufak, basit, kullanışlı ve yaratıcı çözümler de üretiliyor. Bunun son örneği olarak bir yazıda karşılaştığım çözüm yolundan bahsetmek istiyorum. Yazının izini sürerken vardığım son nokta ise burası.

Çözüm, eski tip döküm radyatörlerin üstüne tam oturan bir seramik tabaktan ibaret. Bu sayede zaten ısısını dış ortama veren radyotörden bir kısım ısının da seramik tabağa aktararak kahvemizi, soğumuş olan kekimizi ısıtmaya/sıcak tutmaya yardımcı oluyor. Üzerinde kestane de pişirelebilir mi acaba? Denemek gerek.
Bir de yorumlardan da anlaşabileceği üzere, radyatörün üstünü kapatmanın hava sirkülasyonuna etkisi olacağı da açık. Deneylerle yakıt tüketimi ve oda ısıtmasına olan etkileri belirlenmeli.
Tasarım Byung-seok You'nun.
Bir de yorumlardan da anlaşabileceği üzere, radyatörün üstünü kapatmanın hava sirkülasyonuna etkisi olacağı da açık. Deneylerle yakıt tüketimi ve oda ısıtmasına olan etkileri belirlenmeli.
Tasarım Byung-seok You'nun.
Kaynaklar:
http://www.coolgreengadgets.com/2007/12/11/the-natural-wave-ceramic-plate/
http://www.yankodesign.com/index.php/2007/11/12/radiators-have-other-uses-too/
Fotoğraf:
http://www.yankodesign.com/images/design_news/2007/11/12/radiator_heater.jpg
04 Aralık 2007
Ekolojik İz
Gönderen
egemavisi
Bugün yeni bir internet sitesiyle karşılaştım. Bahsettiğim siteye buradan ya da buradan ulaşabilirsiniz. Temel mantık, teste katılanların yaşam standartlarınından yola çıkarak yeryüzünün anlık nüfusun gereksinimlerini karşılayabilme gücünü öğrenmek. Örnek olarak şöyle denebilir ki, sizin haftada kaç kilometre yol yaptığınızı; pek tabi ki çeşitli araçlarla, hayvansal gıdaları kullanım sıklığınız, evinizin şehir, kasaba ya da köyde olması, müstakil ya da apartman dairesi olması, ev halkının sayısı gibi bilgilerle bağlantlı bir oran hesaplanıyor. Bu oran dünya ortalamasıyla karşılaştırılarak bir sonuç elde ediliyor. Herkes sizin gibi yaşasaydı örneğin Dünya gibi iki tane gezegene ihtiyacımız olurdu gibi.
Gayet yararlı bulduğum bu siteyi herkesin gezmesi, bu teste katılmasını dilerim.
Bu test Redefining Progress ve Earthday Network tarafından destekleniyor.
Daha fazla bilgi için Wikipedia'nın Ecological footprint maddesine göz atabilirsiniz.
Ayrıca bu teste benzer nitelikte çocuklara yönelik Footprint Quiz for Kids; ofis yaşamına yönelik Office Footprint Quiz ve ülkeler bazında olan Footprints of Nations gibi türevleri de mevcut.
Gayet yararlı bulduğum bu siteyi herkesin gezmesi, bu teste katılmasını dilerim.
Bu test Redefining Progress ve Earthday Network tarafından destekleniyor.
Daha fazla bilgi için Wikipedia'nın Ecological footprint maddesine göz atabilirsiniz.
Ayrıca bu teste benzer nitelikte çocuklara yönelik Footprint Quiz for Kids; ofis yaşamına yönelik Office Footprint Quiz ve ülkeler bazında olan Footprints of Nations gibi türevleri de mevcut.