Son Eklenenler

Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

01 Mayıs 2011

Yaşasın 1 Mayıs!

Konak Yönüne Bakış

1 Mayıs'ı kutladık geldik efendim. Fotoğraf makinem yanımda olmadığından bu bayram fotoğraf çekemedim. Eskiden çektiğim fotoğraflardan birini yayınlıyorum.
Bir ekleme: Bundan daha kalabalık, daha coşkulu bir bayramdı bugünkü.

01 Mart 2011

BLOGUMA DOKUNMA

24 Ocak 2011

Onsekiz


"Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde."


Fotoğrafın kaynağı

19 Ocak 2011

19 Ocak'ta Ne Olmuştu?


25 Haziran 2010

"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya."


06 Mayıs 2010

Aşk Olsun



24 Ocak 2010

On Yedi


Düşüncelerin gücü bir gün mutlaka silahlara üstün gelecektir.

Katledilişinin on yedinci yılında özlemle anıyoruz.

um:ag internet sitesindeki slayt gösterisini izlemek için tıklayın.

16 Ocak 2010

Meclis'ten

Türkiye Büyük Millet Meclisi, geçtiğimiz ay ateşli konuşmalara sahne olmuş. Bütçe görüşmeleri sırasında yapılan arada kaybolup gitmesini istemediğim iki konuşmanın videoları aşağıdadır:





Konuşmaların tutanakları için bağlantı adresleri:[1][2]

10 Kasım 2009

Saygıyla Anıyoruz

"... Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır... Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışların bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkar etmek olur... Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar... "

29 Ekim 2009

Kutlu Olsun





Fotoğrafın kaynağı

02 Temmuz 2009

2 Temmuz '93 Sivas Katliamı


...

Boyun eğmem asla sana
Yaksan bile bedenimi
Ben doğarım küllerimden
Gücün varsa durdur beni!

Kayaların ruhundanım ben,
Yüzyılların öyküsü bende
Otuzyedi güneşim var
Işıldar durur yüreğimde

...



Sözler Almora grubunun Güneşin Ozanları parçasıdan.

05 Şubat 2009

İşsizler Ordusu

Yeni bir ordumuz var, haberiniz var mı? Benim de bir üyesi olduğum, son yıllarda mevcudu hızla artan işsizler ordusu. Nasıl bir ülkede işsizler ordusu gibi bir terim kullanılır, anlayabilmiş değilim! Hoş anlamaya çalışmak da bizi nerelere sürükler bilinmez. Örneğin her an ne idüğü belirsiz bir soruşturma kapsamına dahil edilebilirsiniz. İnsanlar ne yazık ki sistemli bir şekilde sindirilmeye çalışıyor. Düşünen insan adeta engelleniyor. Haldun Taner'in Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım oyununda dediği gibi:

Amma çok düşünmek de iyi değildir. İnsanın kafasına zararlı fikirler üşürür. Büyüklerimiz her şeyi bizden iyi düşünür.
Bu konuda ortaya çıkan son gelişme, geleceğini bilime adamış binlerce insanı ilgilendiriyor. Geçen yıl araştırma görevlilerine maaş ve sosyal güvence yerine burs verilmesi önerisi gündemdeydi. Bugünkü bir haber de olası sorunları gösteriyor bize: Doktoralı işsizler ordusu geliyor.
Üniversitelerde bilim insanlarının geleceği bu denli karanlıkken, Cumhurbaşkanı, oğlunu Suudi Arabistan gezisine dahil ediyor. Ne diyor haberde:

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Suudi Arabistan gezisine katılan oğul Mehmet Emre Gül, Türk ve Suudi işadamları için düzenlenen öğlen yemeğine katıldı. Emre Gül, henüz 15 yaşında kurduğu şirketle internet üzerinden alışveriş yapılan bir site kurarak iş hayatına atılmıştı. Emre Gül, bu yemeğe katılarak Türkiye adına bu tür bir uluslararası yemeğe katılan 'En genç Türk patron' ünvanını da almış oldu.

Demek ki boşuna okuyoruz efendim. Cumhurbaşkanı'nın oğlu uluslararası gezilerde iş yemeklerine katılır, Başbakan'ın oğlu gemicik alır, Maliye Bakanı'nın çocukları ithalat işinde epey yol alıp enerji santrali işine girerler; ve fakat bu ülkede her beş gençten birisi işsizdir. Ne mutlu o yöneticelere ki, çocuklarını bu işsizlikten koruyabilmişler.



Dipnot: Bader Al-Ajeel'in Unemployment adlı fotoğrafına bakmadan geçmeyin derim.

BİR HATIRLATMA:


Tarih: 6 Şubat 2009
Saat:15:00
Yer: Ankara (Milli Eğitim Bakanlığı önünde)

29 Ocak 2009

Yıkın Heykellerimi

Süleyman Apaydın'ın Yıkın Heykellerimi şiirini dinlemenizi istedim. Videoyu yüklemiştim ki allta izleyeceğiniz konuşmaya rastladım. Böylece yaklaşık dokuz dakikalık bir dinleti oluştu. Dikkatle dinleyin/dinletin efendim.



24 Ocak 2009

Uğur Mumcu


Katledilişinin 16. yılında özlemle anıyoruz.

19 Ocak 2009

İki

Aradan iki yıl geçmiş. İki yıl, dile kolay. Ne oldu aradan geçen bunca zamanda?
Soruyu biraz daha genişletelim isterseniz. Cumhuriyet tarihi boyunca olanlara şöyle bir bakıyorum da:
  • Sabahattin Ali (1948)
  • Abdi İpekçi (1979)
  • Çetin Emeç (1990)
  • Turan Dursun (1990)
  • Uğur Mumcu (1993)
  • Metin Göktepe (1996)
  • Ahmet Taner Kışlalı (1999)
  • Hrant Dink (2007)
Var mı hatırlayan? Açıklığa kavuşmuş mu birisi?

27 Kasım 2008

Tayyib Kömür

Güzel ülkemde Tayyib Kömür diye bir marka varmış. Bilmiyordunuz, değil mi? Ben de Reklama ‘Ceviz Tayyib’ sansürü başlıklı haberden öğrendim. Bir de Portakal Tayyib varmış. Haberi unutmamak için buraya not alıyorum. Haberle ilgili fotoğraflara bakın efendim.

GÜNCELLEME: Ekran görüntüsü koymayı unutmuşum. Şimdi aklıma geldi. Altı çizili satırlara dikkat.

26 Kasım 2008

Üç Kısa Film - İzleyin, İzlettirin!

Nette gezinirken birkaç kısa filme rastladım ki, mutlaka izlenmesi gerekir diye düşünüyorum.
İlk ikisi, küçücük yaşlarda evlendirilen çocuklarla, "çocuk gelinler"le ilgili. Ayrıntılı bilgilere buradan ve filmler aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz:

'Beni geri çağır hayat'

'Nefes al, Alma, nefes al!'

Üçüncü film ise, hepimizi yakından ilgilendiren "küresel ısınma"yla ilgili etkileyici bir çalışma.


Wake Up, Freak Out - then Get a Grip (Türkçe) from de scape on Vimeo.

Filmin kaynağı Wake Up, Freak Out – then Get a Grip sitesidir. Buradan senaryoyu okuyabilirsiniz ve filmi İngilizce olarak izleyebilir, hatta bilgisayarınıza kaydedebilirsiniz. Yok ben Türkçe isterim derseniz, Serbest Yazarlar'ın ilgili sayfasını sayfasını ziyaret etmeniz yeterli olacaktır.*

*Haberdar olmamı sağlayan Goddess Artemis'e teşekkürler.

10 Kasım 2008

Özlemle Anıyoruz

Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir.

01 Kasım 2008

Mim: Kot İşçilerine Destek Verin


Gazetelerden ya da televizyondan haberleri görmüşsünüzdür. Görmediyseniz de anlatayım biraz. Silikozis diye bir hastalık var efendim.
Bu hastalık yaygın bir meslek hastalığıdır. Döküm, metal eşya sanayi gibi meslek gruplarında sıkça kullanılan kumlama işlemi, çok kısa zaman zarfında ciddi rahatsızlıkları beraberinde getirmekte. Son yıllarda bu yöntemin kot taşlama diye bilinen iş kolunda da kullanılmasından dolayı, işçeilerden bu hastalığa yakalananların sayısında bir artış gözlenmekte. Çoğu sosyal güvencesiz olarak sağlıksız ortamlarda çalışan bu işçiler, hayatlarının geri kalan bölümlerini ne yazık ki ölümü bekleyerek geçirmekteler. Çünkü silikozis hastalığının kesin bir tedavisi yok. Yanlış duymadınız, YOK! Önemli olan korunmak, bu hastalığa yakalanma riskini azaltmaktır.
İşte tam bu noktada, yazıyı yazış amacıma varıyoruz: Olabildiğince çok kişiyi haberdar etmek, kamuoyu yaratmak. Yandaki gördüğünüz, üzerinde kan lekesi olan banner'ı sayfanıza ekleyerek, bu konuda diğer bloggerları mimleyerek, e-posta gruplarına mesaj göndererek, tanıdıklarınıza anlatarak, kısacası türlü yöntemlerle bu dayanışmaya katılabilirsiniz. Duyaralı olmanız yeterli.

Banner kodunu buradan ve buradan indirebilirsiniz. Daha fazla bilgi için aşağıdaki sayfaları ziyaret edebilirsiniz:
Kot Taşlama İşçileri Dayanışma Komitesi
kottaşlaMA
Silikozis hastalığı ile ilgili detaylı bilgi
Basında Silikoz - metinakgun.com

Mimlediklerim--> Pretty in Pink, Abi, Goddess Artemis, 7.Oda.

27 Ekim 2008

Yazmaya Devam


24 Ekim'den beri üç gün geçti. Bugün dördüncü gün ve hâlâ Blogger sitesine ve alt domainlerindeki bloglarımıza ulaşmakta sıkıntı çekiyoruz. Neden? Bir yayın kuruluşunun yayınları bazı blog sayfalarından yayınlanıyormuş. Ee? Tüm bloggerların suçu ne? Sadece hosting ve domain hizmetini bedavaya almaları mı? Sanmıyorum. Son yıllarda olan her olayın ardında başka bir neden aramaya alıştırıldı bu toplum. En azından ben. Bakalı, kokusu çıkacak yakında.
Anlam veremediğim nokta, neden yayınlarınızı koruyamıyorsunuz da bu kadar insanı cezalandırma yolunu seçiyorsunuz? Madem şifreli yayın yapıyorsunuz, işinin ustası o kadar bilişim uzmanı var. Alın onları işe, şifrenin kralını yapsınlar size. Yok hem çok kazanayım hem açıklarım çıkınca adalete sığınıyayım diyorsanız, bilin ki o adalete sistemi herkes için!
İçimi dökmeyeyim daha fazla, sinirlerime hakim olmayım.
En yakın zamanda görüşmek üzere efendim. İyi bloglamalar.