Son Eklenenler

Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2010

Meclis'ten

Türkiye Büyük Millet Meclisi, geçtiğimiz ay ateşli konuşmalara sahne olmuş. Bütçe görüşmeleri sırasında yapılan arada kaybolup gitmesini istemediğim iki konuşmanın videoları aşağıdadır:





Konuşmaların tutanakları için bağlantı adresleri:[1][2]

25 Kasım 2009

Kurban

Bugün Göztepe tarafında otobüs durağına doğru yürürken, açık alanda masaları olan bir kafeteryanın önünde ağaca bağlanmış bir köpeği çaresiz bir biçimde gelip geçenlere bakarken gördüm. Kendimi o ağaca bağlı hissettim onu görünce. Sahibi muhtemelen gezdirmek için çıkarmıştı. Ve yine muhtemelen biraz oturup bir şeyler içmek için kafeteryaya oturmuştu. Ama o garip köpekcik ağaca bağlı, dilediğince gezen, yürüyen insanları ve dahi diğer hayvanları görüyordu. Üzüldüm.
Az önce haberlere bakarken de En kanlı festival haberini gördüm. İnsanlığımdan utandım.
Bu vahşeti yapanlara LANET OLSUN!


insan
Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.
Güncel Türkçe Sözlük

Düşünme ve konuşma yetileri olan bilinçli, toplumsal canlı.
BSTS / Toplumbilim Terimleri 1975

kurban

Doğaüstü güçleri, yüce varlıkları ve tanrıları hoşnut etmek, onlarla barışık olmak, onlara teşekkür etmek ve onlardan isteklerde bulunmak için kesilen hayvan, sunulan yiyecek, içecek.
BSTS / Budunbilim Terimleri Sözlüğü 1973

Dinsel bir inancın sonucu olarak, kendine özgü törenlerle şu ya da bu biçimde, doğaüstü güçlere sunulan kan ya da canlı yaratık, bk. kansal kurban.
BSTS / Halkbilim Terimleri Sözlüğü 1978

08 Haziran 2009

Bir Gün Her Blogger Gazeteye Çıkacak


Merhaba.
Habertürk Gazetesi'nden haberiniz vardır büyük olasılıkla. Fakat haberinizin olmadığı bir köşesi/sayfası olabilir bu gazetenin: Web Günlüğü. Gazetenin 20. sayfasında her gün 5 blog alıntı yapılarak tanıtılıyormuş. Ve 2 Haziran sayısında, o tarihteki en güncel başlığı alıntılayarak blogumu tanıtmışlar.
Ne kadar sevindim bilemezsiniz. Hem böyle bir sayfada yer almış olmaktan hem de blog yazan arkadaşlara böyle bir fırsat sunulduğu için. Teşekkürler Habertürk.

05 Şubat 2009

İşsizler Ordusu

Yeni bir ordumuz var, haberiniz var mı? Benim de bir üyesi olduğum, son yıllarda mevcudu hızla artan işsizler ordusu. Nasıl bir ülkede işsizler ordusu gibi bir terim kullanılır, anlayabilmiş değilim! Hoş anlamaya çalışmak da bizi nerelere sürükler bilinmez. Örneğin her an ne idüğü belirsiz bir soruşturma kapsamına dahil edilebilirsiniz. İnsanlar ne yazık ki sistemli bir şekilde sindirilmeye çalışıyor. Düşünen insan adeta engelleniyor. Haldun Taner'in Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım oyununda dediği gibi:

Amma çok düşünmek de iyi değildir. İnsanın kafasına zararlı fikirler üşürür. Büyüklerimiz her şeyi bizden iyi düşünür.
Bu konuda ortaya çıkan son gelişme, geleceğini bilime adamış binlerce insanı ilgilendiriyor. Geçen yıl araştırma görevlilerine maaş ve sosyal güvence yerine burs verilmesi önerisi gündemdeydi. Bugünkü bir haber de olası sorunları gösteriyor bize: Doktoralı işsizler ordusu geliyor.
Üniversitelerde bilim insanlarının geleceği bu denli karanlıkken, Cumhurbaşkanı, oğlunu Suudi Arabistan gezisine dahil ediyor. Ne diyor haberde:

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Suudi Arabistan gezisine katılan oğul Mehmet Emre Gül, Türk ve Suudi işadamları için düzenlenen öğlen yemeğine katıldı. Emre Gül, henüz 15 yaşında kurduğu şirketle internet üzerinden alışveriş yapılan bir site kurarak iş hayatına atılmıştı. Emre Gül, bu yemeğe katılarak Türkiye adına bu tür bir uluslararası yemeğe katılan 'En genç Türk patron' ünvanını da almış oldu.

Demek ki boşuna okuyoruz efendim. Cumhurbaşkanı'nın oğlu uluslararası gezilerde iş yemeklerine katılır, Başbakan'ın oğlu gemicik alır, Maliye Bakanı'nın çocukları ithalat işinde epey yol alıp enerji santrali işine girerler; ve fakat bu ülkede her beş gençten birisi işsizdir. Ne mutlu o yöneticelere ki, çocuklarını bu işsizlikten koruyabilmişler.



Dipnot: Bader Al-Ajeel'in Unemployment adlı fotoğrafına bakmadan geçmeyin derim.

BİR HATIRLATMA:


Tarih: 6 Şubat 2009
Saat:15:00
Yer: Ankara (Milli Eğitim Bakanlığı önünde)

19 Ocak 2009

İki

Aradan iki yıl geçmiş. İki yıl, dile kolay. Ne oldu aradan geçen bunca zamanda?
Soruyu biraz daha genişletelim isterseniz. Cumhuriyet tarihi boyunca olanlara şöyle bir bakıyorum da:
  • Sabahattin Ali (1948)
  • Abdi İpekçi (1979)
  • Çetin Emeç (1990)
  • Turan Dursun (1990)
  • Uğur Mumcu (1993)
  • Metin Göktepe (1996)
  • Ahmet Taner Kışlalı (1999)
  • Hrant Dink (2007)
Var mı hatırlayan? Açıklığa kavuşmuş mu birisi?

29 Aralık 2008

KINIYORUM


ORTA DOĞU'DA YAŞANAN VAHŞETİ KINIYORUM!

SOYKIRIM DİYEN AVRUPA BİRLİĞİ,
DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI DİYEN ABD,
NEREDESİNİZ?

EY İNSANLAR, NEREDESİNİZ?

BARIŞ, HEMEN ŞİMDİ!


27 Kasım 2008

Tayyib Kömür

Güzel ülkemde Tayyib Kömür diye bir marka varmış. Bilmiyordunuz, değil mi? Ben de Reklama ‘Ceviz Tayyib’ sansürü başlıklı haberden öğrendim. Bir de Portakal Tayyib varmış. Haberi unutmamak için buraya not alıyorum. Haberle ilgili fotoğraflara bakın efendim.

GÜNCELLEME: Ekran görüntüsü koymayı unutmuşum. Şimdi aklıma geldi. Altı çizili satırlara dikkat.

26 Kasım 2008

Üç Kısa Film - İzleyin, İzlettirin!

Nette gezinirken birkaç kısa filme rastladım ki, mutlaka izlenmesi gerekir diye düşünüyorum.
İlk ikisi, küçücük yaşlarda evlendirilen çocuklarla, "çocuk gelinler"le ilgili. Ayrıntılı bilgilere buradan ve filmler aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz:

'Beni geri çağır hayat'

'Nefes al, Alma, nefes al!'

Üçüncü film ise, hepimizi yakından ilgilendiren "küresel ısınma"yla ilgili etkileyici bir çalışma.


Wake Up, Freak Out - then Get a Grip (Türkçe) from de scape on Vimeo.

Filmin kaynağı Wake Up, Freak Out – then Get a Grip sitesidir. Buradan senaryoyu okuyabilirsiniz ve filmi İngilizce olarak izleyebilir, hatta bilgisayarınıza kaydedebilirsiniz. Yok ben Türkçe isterim derseniz, Serbest Yazarlar'ın ilgili sayfasını sayfasını ziyaret etmeniz yeterli olacaktır.*

*Haberdar olmamı sağlayan Goddess Artemis'e teşekkürler.

01 Kasım 2008

Mim: Kot İşçilerine Destek Verin


Gazetelerden ya da televizyondan haberleri görmüşsünüzdür. Görmediyseniz de anlatayım biraz. Silikozis diye bir hastalık var efendim.
Bu hastalık yaygın bir meslek hastalığıdır. Döküm, metal eşya sanayi gibi meslek gruplarında sıkça kullanılan kumlama işlemi, çok kısa zaman zarfında ciddi rahatsızlıkları beraberinde getirmekte. Son yıllarda bu yöntemin kot taşlama diye bilinen iş kolunda da kullanılmasından dolayı, işçeilerden bu hastalığa yakalananların sayısında bir artış gözlenmekte. Çoğu sosyal güvencesiz olarak sağlıksız ortamlarda çalışan bu işçiler, hayatlarının geri kalan bölümlerini ne yazık ki ölümü bekleyerek geçirmekteler. Çünkü silikozis hastalığının kesin bir tedavisi yok. Yanlış duymadınız, YOK! Önemli olan korunmak, bu hastalığa yakalanma riskini azaltmaktır.
İşte tam bu noktada, yazıyı yazış amacıma varıyoruz: Olabildiğince çok kişiyi haberdar etmek, kamuoyu yaratmak. Yandaki gördüğünüz, üzerinde kan lekesi olan banner'ı sayfanıza ekleyerek, bu konuda diğer bloggerları mimleyerek, e-posta gruplarına mesaj göndererek, tanıdıklarınıza anlatarak, kısacası türlü yöntemlerle bu dayanışmaya katılabilirsiniz. Duyaralı olmanız yeterli.

Banner kodunu buradan ve buradan indirebilirsiniz. Daha fazla bilgi için aşağıdaki sayfaları ziyaret edebilirsiniz:
Kot Taşlama İşçileri Dayanışma Komitesi
kottaşlaMA
Silikozis hastalığı ile ilgili detaylı bilgi
Basında Silikoz - metinakgun.com

Mimlediklerim--> Pretty in Pink, Abi, Goddess Artemis, 7.Oda.

02 Temmuz 2008

Temmuz Alevi

Bugün, 2 Temmuz 2008. Aradan 15 yıl geçmiş. Dile kolay: 15 yıl!
Ne oldu derseniz bu kadar yıl sonra. Ne olmadı ki? Ateş hâlâ sıcak, hâlâ içimizi yakıyor.
Aslında söylencek çok şey var. Fakat kelimeler boğazımda düğümleniyor. Kusura bakmayın.


Bakın:
Sivas'ta 15. yıl ağıtı

Okuyun:
Bugün 2 Temmuz - Evrensel
1993-2008... Nelere Alıştırıldık! - soL
Bugün saat 17:30'da Gündoğdu Meydanı'nda miting var. Yarın saat 18:30'da ise Karşıyaka'da 2 Temmuz Anıtı'nın açılışı.

12 Haziran 2008

Ölmemek İçin



Yeryüzünde işçiler ilk defa ölmemek için greve gidiyorlar.

Ya sendikamız DİSK/Limter-İş’in çabalarını ve önerilerini görmezden gelmeyi bırakacaksınız ya da ‘Her gün teker teker ölmektense, 16 Haziran’da hepimizi öldürün’ haykırışlarıyla kapınıza dayanacağız!




EGEMAVİSİ GREVİ DESTEKLİYOR. HERKESİ DAYANIŞMAYA ÇAĞIRIYOR.

prettyinpink'e teşekkürler.

06 Haziran 2008

"...biz sizi ararız..."

Ben de katılıyorum bu resmin gösterimine. Daha öncekiler için buradan ve buradan buyrun.

15 Mayıs 2008

Ajans

Kısa kısa aklıma takılanları yazayım istedim bu yazıda. Başlıyoruz.

İlk bahsedeceğim konu sevgili Gülş'e söz verdiğim üzere, bir süre gündemin ana konusu olup şu sıralar unutulmuş gibi görünen kapatma davası. Fırtınalar kopan konuda bir durulma var sanki. Hani partiyi savunma işi nasıl yapılır bilmem. Fakat son hafta içinde iki yerde karşıma çıkan televizyon programlarında Aldüllatif Şener konuktu. Efendim, ilgimi çekti, dinledim. Dikkatimi çeken bir şey dedi Şener. AKP, anket yaptırmış. Sorulardan biri de, eğer parti kapatılacak olursa yeni açılacak partinin lideri kim olmalı, anlamında bir soruymuş. Ankete katılanların %68'i mevcut kabineden ve meclis grubundan hiçkimse diye yanıtlamış. Buraya kadar tamam. Ardından Aldüllatif Şener, Türkiye'deki iktidar boşluğuna talibim, diyor. Hükümetin ekonomi politikalarını muhalefetten daha sert eleştiriyor. Ne kadar samimi bilemiyorum fakat benim aklıma bir şüphe düştü bir kere. Neden mi? Çünkü kendisi aynı zamanda AKP Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesi. Buyrun liste şu adreste: http://www.akparti.org.tr/mkyk.asp/

İkinci konu, şurada izlediğim haber. Artık nereye gidiyoruz anlayamıyorum. Polis devleti olma yolunda durmuyor yetkililer, yola devam ediyor! Hatta işi abartıp yüksek yargı mensuplarından birini de izlemeye almışlar. Alışık olduğumuz üzere yetkiler her iki haberi de yalanlıyorlar.

Bir diğer haber de Mersin'den. Haber şurada. İddialar doğruysa vahim bir durum. Baskı rejimi her yerde. Özgürlük çığırtkanlığı yapanlar çıksın ortaya.

Son olarak da KPSS tarihi yaklaştığı için fazla nete giremeyeceğimi söyleyip yazımı tamamlayayım. Sonra merakta bırakmış olmayayım kimseyi. :)

06 Mayıs 2008

Gidenlerin Ardından

Aslında söylenecek çok şey var. Ama gerek kelimelerin boğazımda düğümlenmesinden gerekse Uğur Mumcu'nun çok güzel ifade ettiği duyguları daha güzel ifade edemeyişimden kısa kesiyorum.
Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eli değmemişti ellerimiz. bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha. bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.

Asıldık ey halkım, unutma bizi...

Yukarıda, Uğur Mumcu'nun Deniz Gezmiş'in doğum günü anısına kaleme aldığı Sesleniş yazısından bir parça. Yazının tamamı için buraya, slayt gösterisi için buraya bakabilirsiniz.

29 Nisan 2008

Kiralık Okul Dönemi

Haberi okuyunca şok oldum. Yola devam eden yönetimimiz bu kez de okul açığını kapatmak için yani bir tasarı geliştirmiş. Seçimlerden önce; şu kadar derslik yaptık, eğitimde Cumhuriyet tarihinin en büyük atımlımlarından biri gerçekleştirdik demeleri bu tasarıyla bağlantılanırsa ortaya gerçekten ilginç bir tablo çıkıyor.
Haberi iki kaynaktan okudum. Diğerleri sanırım bu kaynaklardan almışlar. Bu iki kaynaktan birisi NTV'nin haberi, diğeri de CNN TÜRK'ün haberi. Şimdi tasarıya şöyle bir bakıp dikkatimi çeken yerlerini yazayım:
  • Hazineye ait araziler, Maliye Bakanlığı tarafından okul yapılması için gerçek ve tüzel kişilere bedelsiz devredilebilecek.
  • Kiralık okul yapımı damga vergisi ve Harçlar Kanunu’ndan da muaf tutulacak.
Yani hem arazisini verecek devlet, hem de o yapıyı kiralayacak. Burnuma garip kokular geliyor. Damga vergisi ve Harçlar Kanunu'ndan muafiyet de cabası.
Gecekonduları hazine arazisini işgal diye yıkacaksın, zavallı insanları kışta kıyamette sokağa atacaksın, sonra da vay efendim okul yetmiyor diye hazine arazisini devlet eliyle dağıtacaksın! Başka bir arzunuz?
Oldu olacak öğretmenleri de insan kaynakları şirketlerinden kiralayalım! Öğretmen açığı da var ya.
Hatta çoçukları da kiralayalım ailelerinden. Çocuğunu tarlada çalıştırmak yerine okula gönderene hazine arazilerinden tahsis edelim!

26 Nisan 2008

22. Yılında Çernobil Faciası


Bugün Çernobil felaketi 22. yıldönümü. İnsanlık tarihinin en kötü olaylarından biri olan Çernobil felaketi, bundan tam 22 yıl önce 26 Nisan 1986 yılında meydana geldi. Bununla ilgili daha önce Chernobyl Legacy - Çernobil Mirası yazımda bir slayt gösterisi adresi vermiştim.
Bugün ona ek olarak biraz da bilgi içerikli bir adresi vereyim. Anti-Nükleer Cephe'nin arşiv sayfasında Çernobil hakkında bir dosya hazırlanmış. Ayrıca şu sayfada olayın 20. yılında Alman WDR televizyonunda yayınlanan bir program için hazırlanması sırasında olay Çernobil ve çevresinde çekilmiş fotoğraflardan oluşan bir derleme var. Son olarak da 2007 yılında çekilmiş bir filmle bu bahsi şimdilik kapayalım.
Bir daha böyle bir felaketin yaşanmaması dileğiyle...

Fotoğraf burada(ydı).

24 Nisan 2008

İki Yazı, Bir Video

Son günlerde okuduklarımı, izlediklerimi ve mutlaka görmelisiniz dediklerimi, bu yazıyla buraya not düşüyorum.

İlk yazı, Goddess Artemis'in blogundan. Deve'nin Başı ya da Lider Kimdir?
Ne yazık ki bu yazıyı daha yeni gördüm. Belki siz daha önce görmüşsünüzdür, belki de görmemişsinizdir. Fakat 'zararın neresin dönülse kardır' anlayışıyla böyle bir yazının varlığını bildiririm efendim.

İkinci yazı, Radikal Gazetesi'nde Sanal Alem sayfasında yazılarını ilgiyle takip ettiğim M. Serdar Kuzuloğlu'nun bu haftaki yazısı. Sanal Alem sayfasında olduğuna aldanıp 'Aman, boşver! Ne işim olur bilişimle ilgili yazılarla?' demeyin. Gayet ifade özgürlüğü, sansür, eğitim sistemimiz, 23 Nisan konularıyla ilgili, dişe dokunur bir yazı.

Videoya gelince, Başbakan'ın bilgisayarını merak mı ediyorsunuz? İzleyin ve görün! .) Örnek ekran görüntüsü aşağıda.

10 Nisan 2008

Wordpress Açıldı, Google Groups Kapandı!?

Sevinsek mi üzülsek mi bilemedim. Yazının sonuna kadar bunu düşüneceğim.
Herşey kardeşimin Wordpress(WP) açıldı mı diye sormasıyla başladı az önce. Hemen bir arama yaptım ve Wolkanca'nın bu konuda bir yazı yazdığını farkettim. Hatta başka bir yazı/soruyu da wordpress-tr forumundan sormuş kendisi. OpenDNS kullandığım için kardeşimin bilgisayarından aşağıdaki ekran görüntülerini aldım.



Fakat akabinde önce sözlükte sonra da PC Labs'ta "Google Groups'a erişimin engellendiğini" gördüm.



Şimdi ne oldu biri bana açıklasın? Olanları artık idrak edemez haldeyim. Yazık, çok yazık!

11 Mart 2008

Yapay Gündem

Türkiye'de nasıl olduğunu anlamadığım bir derin, ama değil bir örgütün varlığından şüpheliyim. Ne zaman işler kötüye gitse, bu oluşum (meşru ya da gayrimeşru, seçilmiş ya da atanmış tam emin değilim) gündemi hemen değiştiriveriyor nedense.
İnsanlar Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı bu hafta mecliste görüşülecek ve karara bağlanacak büyük olasılıkla. Tabi meslek odaları da bu yasayı protesto etmeye hazırlanıyor. Emek Platformu'nun bildirisine şu bağlantıların birinden ulaşılabilir: Türk-İş, DİSK, KESK, TMMOB.

Peki gündem ne dersiniz? Başbakan’dan kadınlara ’3 çocuk’ mesajı.

Artık bunun üstüne söyleyecek bir şey bulamıyorum.

10 Mart 2008

Kendime Hediye

Kendime uzun zamandır hediye almadığımı düşünüp duruyordum bir süredir. Bugün bir arkadaşımla dışarı çıkınca dur ben bu işe bir el atayım dedim kendime. Kendime çok güzel iki kitap aldım. Yeni kitap almayı çok sevmesem de, sahaflarda bulamadım, ne yapayım? Zaten sırf bu sahaflar için İstanbulda yaşamak istiyorum. Neyse efendim. Aldığım kitaplar şunlar: Edmond Rostand'dan Cyrano de Bergerac ve Samuel Beckett'ten Godot'yu Beklerken.

Çocuklar gibi mutlu oluyorum kitap alınca , bir görseniz halimi. Bir de farkettim, ben kitapçıya girdim mi çıkamıyorum. Adeta kendimi kaybediyorum.
Yalnız bir şikayetim var bu konuda: Kitaplar bu kadar pahalı olmak zorunda mı? Millet okumasın diye ellerinden geleni yapıyorlar sanki.
Yalnız kendimi tutamıyorum Cyrano de Bergerac'ı okumama konusunda. Zira 27 Mart'ta oyunu izlemeye gideceğim. Sahneleyen Ege Üniversitesi Tiyatro Topluluğu. Daha önce de At ve Venedik Taciri oyunlarıyla beni büyülemişlerdi. At oyunu hakkındaki yazım için şuraya göz atabilirsiniz. İzmir'de olanlara gelmelerini öneririm. Oyun ücretsiz bu arada.


Efendim gelelim benim hediye kısmına. Tabi bu kitaplarla da yetinmedim. Turgut Özakman'nın bugün çıkan "Diriliş Çanakkale 1915" kitabına saldırdım hemen ama o meblağya cebimin gücü yetmedi. Kaldı öylece rafta. Yani birinci baskısını alma fırsatını kaçırdım.
Ne yapalım şimdi. Bunun telafisi de çok lezzetli oldu ama. Türkiye'nin en iyi on kokoreççisinden birinde kokoreç yedik efendim. Hatta yazarken bir daha canım istedi.
Bir iki ay önce yine orda bar çıkışı kokoreç yerken bir yandan amcanın biri kemanıyla hoş bir seda yayıyordu mekana, bir yandan da mekanın sahibi şarkı söylüyordu. Sanat müziğiyle cidden iyi gidiyor. Öneririm.
Kendime yediğim kokoreç ve aldığım kitaplarımla mutluluklar dileyerek yazıyı bitiriyorum. Görüşmek üzere.