"İnsan, kendi samimiyetinin altını çizmeye kalkıştı mı, ister istemez üstünü de çiziyor. Samimiyet, mahremiyetle mukayyet olsa gerek."
Son Eklenenler
Sevdiğim Sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sevdiğim Sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Ağustos 2011
Samimiyet
Gönderen
egemavisi
Korkma Ben Varım, Murat Menteş, İletişim, 2010, sayfa 42
28 Nisan 2011
Deliliğe Övgü'ye Methiye'den
Gönderen
egemavisi
Ne var ki, yeterli değildir hiçbir zaman sadece aklı
..................................................................................övmek,
Aynı zamanda onun sesine de kulak verebilmek için.
Çünkü birileri bir kez yenik düştüler mi iktidar
...........................................................................tutkusuna,
Aklı bir yana atıp sarılırlar bağnazlığın silahlarına.
Onlar da bilirler ki, ancak düşünmeyi öğrenmekle
.........................................................özgürleşebilir insanlar;
Özgürleşenler ise hiç kimseyi yüceltmezler körü körüne.
O halde yapılması gereken, iktidarın basamaklarında,
Özgürlüğü susturmaktır düzmece inançlarla.
Erasmus - Deliliğe Övgü'ye Methiye
27 Mart 2011
24 Kasım 2010
Tüm Öğretmenlere...
Gönderen
egemavisi

"Bir ulusun asker ordusu ne kadar güçlü olursa olsun, kazandığı zafer ne kadar yüce olursa olsun, bir ulus ilim ordusuna sahip değilse, savaş meydanlarında kazanılmış zaferlerin sonu olacaktır. Bu nedenle bir an önce büyük, mükemmel bir ordusuna sahip olma zorunluluğu vardır."
Mustafa Kemal ATATÜRK
Mustafa Kemal ATATÜRK
ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!
25 Haziran 2010
Gönderen
egemavisi
"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya."
10 Kasım 2009
Saygıyla Anıyoruz
Gönderen
egemavisi

"... Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır... Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışların bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkar etmek olur... Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar... "
21 Mayıs 2009
Kürk Mantolu Madonna'dan
Gönderen
egemavisi
Bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey.
Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.
Fotoğrafın kaynağı
10 Kasım 2008
Özlemle Anıyoruz
Gönderen
egemavisi
26 Ağustos 2008
Kızılderili Atasözü
Gönderen
egemavisi

Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak.
13 Temmuz 2008
Monarşi vs. Cumhuriyet
Gönderen
egemavisi
Monarşi yönetimini cunhuriyet yönetiminden her zaman aşağı durumda tutan en önemli ve kaçınılmaz eksiklik şudur: Cumhuriyet yönetiminde halk oyu hemen her zaman yalnız aydın ve yetenekli kişileri yüksek görevlere getirir; bunlar görevlerini onurla yaparlar. Oysa monarşilerde yüksek görevlere erişenler, çoğu kez birtakım insan taslakları, düzenbaz, entrikacı, aşağılık kimselerdir. Saraylarda yüksek görevlere ulaşmaya yarayan aşağılık yetenekler, bu görevlere gelir gelmez bu adamların budalalıklarını halkın gözü önüne sermekten başka işe yaramaz. Halk, adamlarını seçmekte hükümdardan daha az yanılır. Cumhuriyet yönetiminin başında bir budalanın bulunması kadar, kralın bakanları arasında gerçek değerde bir kimsenin bulunması da binde bir rastlanır bir şeydir. İşte, bu bir sürü yönetici taslağı yüzünden hemen hemen çökmekte olan monarşide, güzel bir rastlantıyla doğuştan yönetici bir adam* işbaşına gelirse, bu adamın bulduğu yollara ve olanaklar karşısında herkesin parmağı ağzında kalır ve bu durum memleket tarihinde yeni bir dönem açar.Toplum Sözleşmesi - Jean-Jacques Rousseau
* Duc de Choiseul
07 Aralık 2007
Yine Kafka'dan
Gönderen
egemavisi
"İnsanlarla iç içe olmak, insanı kendini gözlemlemeye götürür."
Kafka, Franz, Aforizmalar, sayfa 13, Bordo-Siyah Yayınları, 2006
Kafka, Franz, Aforizmalar, sayfa 13, Bordo-Siyah Yayınları, 2006
Kafka
Gönderen
egemavisi
"Belirli bir noktadan sonra geri dönüş yoktur. Bu noktaya erişmek de gerekir."
Kafka, Franz, Aforizmalar, sayfa 13, Bordo-Siyah Yayınları, 2006
Kafka, Franz, Aforizmalar, sayfa 13, Bordo-Siyah Yayınları, 2006
02 Kasım 2007
Ben + Sen = Ayrılık
Gönderen
egemavisi
Ben + Sen = Ben
Ben - Sen = Ben
Ben x Sen = Ben
Ben ÷ Sen = Ben
Sen hiç olmadın ki benim hayatımda
Sen + Ben = Sen
Sen - Ben = Sen
Sen x Ben = Sen
Sen ÷ Ben = Sen
Ben hiç olmadım ki senin hayatında
(Ben + Sen) veya (Sen + Ben) = Biz (İKİMİZ)
(Ben - Sen) veya (Sen - Ben) = Biz (İKİMİZ)
(Ben x Sen) veya (Sen x Ben) = Biz (İKİMİZ)
(Ben ÷ Sen) veya (Sen ÷ Ben) = Biz (İKİMİZ)
Böyle olmasını o kadar çok isterdim ki
Ama olmadı, olamaz, olmayacak
(Sen + O) (Ben +……….) = AYRILIK (Sen yoluna, ben yoluma)
Ben - Sen = Ben
Ben x Sen = Ben
Ben ÷ Sen = Ben
Sen hiç olmadın ki benim hayatımda
Sen + Ben = Sen
Sen - Ben = Sen
Sen x Ben = Sen
Sen ÷ Ben = Sen
Ben hiç olmadım ki senin hayatında
(Ben + Sen) veya (Sen + Ben) = Biz (İKİMİZ)
(Ben - Sen) veya (Sen - Ben) = Biz (İKİMİZ)
(Ben x Sen) veya (Sen x Ben) = Biz (İKİMİZ)
(Ben ÷ Sen) veya (Sen ÷ Ben) = Biz (İKİMİZ)
Böyle olmasını o kadar çok isterdim ki
Ama olmadı, olamaz, olmayacak
(Sen + O) (Ben +……….) = AYRILIK (Sen yoluna, ben yoluma)
Arthur Rimbaud’dan
Gönderen
egemavisi
“Akşamın gölgeleri sarkınca pencereden
O kurtların yüzünü,
Ve o kara şeytanları görmemek için, sen
Yumacaksın gözünü.”
—
—
“Akşamlar ağlatıyor! Ağladım, çok ağladım!
Ay ışığı insafsız, güneşim acımasız:
Buruk aşklar uğruna uyuşuk, esrik kaldım,
N’olur bu gemi batsın! Beni de alsın deniz!”
—
“Eğip boynun bana: “Hadi ara” diyorsun
Bu gezgin örümceği aramak, biliyorsun.”
O kurtların yüzünü,
Ve o kara şeytanları görmemek için, sen
Yumacaksın gözünü.”
—
“Azmettim, söndürdüm içimde insan ümidi adına ne varsa. Bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldım üzerlerine boğayım diye cümle sevinci.(…) Cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürken mavzerlerin kabzalarını. Seslendim salgınlara, boğsunlar istedim, kan içinde, kum içinde beni. Tanrı bildim musibeti. Gırtlağıma kadar battım çamurlara. Cürmün ayazında kurundum. Hop oturup hop kaldırdım çılgınlığı”
—
“Akşamlar ağlatıyor! Ağladım, çok ağladım!
Ay ışığı insafsız, güneşim acımasız:
Buruk aşklar uğruna uyuşuk, esrik kaldım,
N’olur bu gemi batsın! Beni de alsın deniz!”
—
“Eğip boynun bana: “Hadi ara” diyorsun
Bu gezgin örümceği aramak, biliyorsun.”
Bob Dylan’dan
Gönderen
egemavisi
“Blowin’ in the Wind”den bir parça
Nice yol gitmeli ki bir insan
Ona insan denebilsin…
Nice zaman atılmalı ki top mermileri
Sonsuza dek yasaklanabilsin…
Kaç kulağı olmalı ki insanın
Ağlayanları duyabilsin…
Ve kaç insan ölmeli ki
Artık bu kadar fazla diyebilsin…
Kaç kez başını çevirebilir insan
Görmezlikten gelmek için
Yanıt esen yeldedir dostum
Esen yeldedir”
—
Dünyaya gel
Kısa pantolon, romantizm, dans etmeyi öğren
İyi giyin, iyi görün
Başarılı olmaya çalış
Onu sevindir, bunu sevindir, hediyeler al
Yirmi yıl boyunca okula git ki
Gündelik bir işin olur belki.
—
Gelin anneler babalar ülkenin her yanından
Bırakın aklınızın ermediğini eleştirmeyi
Oğullarınız kızlarınız denetiminizden çıktılar
Yöntemleriniz hızla eskiyor
Lütfen çekilin yoldan olmayacaksa bir yardımınız
Çünkü zaman değişmekte
—
Takılır bir kadın gibi
Sevişir bir kadın gibi
Kıvranır bir kadın gibi
Ama bırakır gider
Küçücük bir kız gibi
—
Şimdi tüm katiller özgür
Şık giysileri ve kravatlarıyla
Martinilerini yudumlayarak
Güneşin doğuşunu izleyebilecek kadar
—
“One More Cup Of Coffee”den
Soluğun mis gibi, gözlerin gökte iki mücevher
Sırtın dümdüz uzandığın yastıkta
Saçların ne kadar yumuşak
Ama artık hissetmiyorum
Ne şefkat ne minnet ne de sevgi
Senin sadakatin bana değil
Gökteki yıldızlara
Nice yol gitmeli ki bir insan
Ona insan denebilsin…
Nice zaman atılmalı ki top mermileri
Sonsuza dek yasaklanabilsin…
Kaç kulağı olmalı ki insanın
Ağlayanları duyabilsin…
Ve kaç insan ölmeli ki
Artık bu kadar fazla diyebilsin…
Kaç kez başını çevirebilir insan
Görmezlikten gelmek için
Yanıt esen yeldedir dostum
Esen yeldedir”
—
Dünyaya gel
Kısa pantolon, romantizm, dans etmeyi öğren
İyi giyin, iyi görün
Başarılı olmaya çalış
Onu sevindir, bunu sevindir, hediyeler al
Yirmi yıl boyunca okula git ki
Gündelik bir işin olur belki.
—
Gelin anneler babalar ülkenin her yanından
Bırakın aklınızın ermediğini eleştirmeyi
Oğullarınız kızlarınız denetiminizden çıktılar
Yöntemleriniz hızla eskiyor
Lütfen çekilin yoldan olmayacaksa bir yardımınız
Çünkü zaman değişmekte
—
Takılır bir kadın gibi
Sevişir bir kadın gibi
Kıvranır bir kadın gibi
Ama bırakır gider
Küçücük bir kız gibi
—
Şimdi tüm katiller özgür
Şık giysileri ve kravatlarıyla
Martinilerini yudumlayarak
Güneşin doğuşunu izleyebilecek kadar
—
“One More Cup Of Coffee”den
Soluğun mis gibi, gözlerin gökte iki mücevher
Sırtın dümdüz uzandığın yastıkta
Saçların ne kadar yumuşak
Ama artık hissetmiyorum
Ne şefkat ne minnet ne de sevgi
Senin sadakatin bana değil
Gökteki yıldızlara
“Mutluluk” filminden
Gönderen
egemavisi
Sen dediydin İrfan Ağabey, rüzgâr gençtir diye. Rüzgâr hayattır diye sen dediydin. Ben seni
anladım İrfan Ağabey. Hayat acayip şeymiş.
anladım İrfan Ağabey. Hayat acayip şeymiş.
“Romeo ve Juilet” den
Gönderen
egemavisi
Gökteki en güzel yıldızlardan ikisi kısa süreliğine yerlerinden ayrılmış. Senin gözlerinden rica etmişler onların yerine parıldasınlar diye. Ama gözlerin göğe çıksa ve inse yıldızlar yüzüne, utandıracaktı yanaklarının parıltısı yıldızları, güneşin bir mum ışığını utandırması misali. Ah o göz yıldızları… Parlayın gökyüzünde, cıvıldasın kuşlar ve sansınlar hiç olmamış gece.
“The Crow” filminden
Gönderen
egemavisi
Eğer sevdiğimiz kişiler bizden çalınmışsa…
onları yaşatmanın yolu
onları sevmekten asla vazgeçmemektir.
Binalar yanar, insanlar ölür,
ama gerçek aşk sonsuza kadardır.
onları yaşatmanın yolu
onları sevmekten asla vazgeçmemektir.
Binalar yanar, insanlar ölür,
ama gerçek aşk sonsuza kadardır.
Susmak mı?
Gönderen
egemavisi
“Farklı din ve inançtakileri –Katolikleri– gebertmek için geldiklerinde sustum, ses çıkarmadım, çünkü ben onlardan değildim. İşçi sendikalarını yok etmek için geldiklerinde sustum, ses çıkarmadım, çünkü ben onlardan değildim. Yahudileri yok etmek için geldiklerinde sustum, ses çıkarmadım, çünkü ben onlardan değildim… Fakat ne zaman beni yok etmek için geldiler, sesini çıkaracak hiç kimse kalmamıştı.”
Martin Niemoller. Aktaran; Prof. Dr. İlhan Arsel, Bağnazlığa Ödün!, Şeytan Ayetleri Tartışması, sf:139, Kaynak Yay., 2.Basım, 1993
Bir insanı sevmek…
Gönderen
egemavisi
Bir insanı sevmek, onunla birlikte yaşlanmaya razı olmaktır.
Albert Camus
