Son Eklenenler

24 Kasım 2007

Farkında mısınız?

Eğer dünyada olan bitenleri takip ediyorsanız dikkatinizi çekmiştir. Yaşadığımız topraklar üzerinde olan bitenden bahsediyorum. Her gün yeni bir olağanüstü hal, sıkıyönetim vb. haberleri geliyor. Ortadoğu'dan, Asya'dan.
Kronolojik sıra olmaksızın şöyle bir hatırlayalım. ABD'nin Irak'ı İşgali, yılllardır kanayan yara Filistin, Gürcistan'da "Gül Devrimi", Ukrayna'da "Turuncu Devrim", Pakistan'da "Olağanüstü Hal", Gürcistan'da "Olağanüstü Hal", Türkiye'de "PKK". Son olarak Lübnan'da "Olağanüstü Hal" uygulaması.
Dünyanın iki süper gücü olan ABD ve Rusya'nın(o zamanlar SSCB) soğuk savaş dönemindeki üs kapma mücadelesi gibi. Tek fark artık bir tane süper gücün olması.
Bir yandan kitaplardan, dergilerden, belgesellerden ve sinema filmelerinden, TV dizilerinden 60'ları 70'leri takip ederken sanki o günler hiç yaşanmamış gibi bir oyunun içinde buluyorum kendimi. Ama etrafıma baktığımda "Oyun değil. Yaşamın ta kendisi!" diyorum. "Oyun değil. Yaşamın ta kendisi!"
Ne yapabileceğimi düşünürken de bu yazıyı kaleme almak geldi aklıma. Bir kişiye bile ulaşsa, bir kişiyi dahi farkında kılabilse yaşananlara, bu yazı amacına ulaşmıştır.
Şimdi soruyorum: Farkında mısınız?

18 Kasım 2007

Günün Anlam ve Önemi

Günün anlam ve önemini belirten parça: Yakup - Platonik.

15 Kasım 2007

Postane, Gelmeyen Evrak ve Turnikeler Üzerine

Dün yaşadığım bir olayı yazmadan edemedim. Biraz sıkıcı olabileceği düşüncesiyle okumayı burada sonlandırabilirsiniz. Devam edeyim.
Dört yıllık bir fakülte mezunu olarak gerek lisansüstü eğitime başlamak gerek akademisyen olma hayalleri gerekse askere biraz daha geç gitmek için malumunuz Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Sınavı(ALES)'na başvurdum. Tabi çalışmalarımın son günlerinde olduğum bu hafta içerisinde sınava giriş belgemin gelmesini bekledim. Hala da beklemekteyim.
Sınava bir haftadan az kalmış olmasına rağmen elime ulaşmayan belgem için ben yollara düşmeye karar verdim. İlk adım olarak postaneyi aradım. Tabi postanın nerede olduğunu onlar da telefonda bana söyleyemediler. Sabah 8:00'dan önce postaneye gitmemi ve orada mektupların tasnif edildiği yere sormamı söylediler.
Ertesi sabah, yani dün, postaneye gittim. Gittim gitmesine de 7:15 gibi orada olduğumdan, kapıdaki görevli en az 7:30'a kadar beklemem gerektiğini, yan taraftaki salonda oturabileceğimi söyledi. Teşekkür edip yan taraftaki salona geçtim. Oturdum ve oturduğum yerden kapıdan giren çalışanları izlemeye başladım. Ve olaylar gelişmeye başladı.
Kapıdan girip turnikelerde giriş kartlarını kullanan insanları gördükçe içim içime sığmadı. Gülmemek için kendimi zor tuttum. Gülme nedenim de şu:
Normal şartlarda beliniz seviyesindeki bir cihaza sahip olduğunuz manyetik kartı nasıl gösterirsiniz? Kartı elinizle cihaza yaklaştırırsınız değil mi? İşte orada o dediğiniz seçenek en sonda!
İlk gördüğüm kişi cihaza montunun cebini uzattı. Elini cebine atıp kartı çıkarmaya üşendi sanırım. "Cebinde akrep var" gibisinden. Biraz sonra bir bayan çalışan çantasını omzundan çıkarıp cihaza yaklaştırdı. Çanta küçük ve şişkin olduğundan fermuarı açmak istememiş olabilir. Bir diğer bay kapıdan girdikten sonra boynunda giriş kartı olduğu halde cihazın önünden eğildi. Çömeldi yani. Sonra da kartı okutup turnikeden geçti. İlk iki kişiden sonra bu son bayın yaptığı daha çok garibime gitti. Turnikelerden geçenleri daha dikkatli izlemeye başladım. Asıl garipliğin yaklaşmakta olduğunu nereden bilebilirdim ki. İki bay kapıdan girdiler ve turnikelere yaklaştılar. Birisi kartını cebinden çıkarıp cihaz tuttu ve geçti. Diğeri ise artistik bir hareketle kendi etrafında yarım bir dönüş yaptıktan sonra cüzdanını koymuş olduğu pantolonun sağ arka cebini cihaza yaklaştırdı. Dondum bir an bu adam ne yapıyor böyle diye. Cihazdan diğerlerinin geçişi sırasında olduğu gibi bir ses işittim. Ve kahramanımız turnikeden geçip işinin başına doğru yolunu aldı.
O gün saat 8:30'a kadar bekleyip bizim sokağa bakan dağıtıcının gelmesini bekledikten sonra danışmadan telefonla ilgili birimi arayıp bir posta beklediğimi söyledim. 20 dk. kadar sonra böyle bir postanın kendilerine henüz ulaşmadığını bildirdiler.
Daha sonra eve dönüp ÖSYM bürosunu aradım. Belgenin elime ulaşmaması durumunda kendilerine gidip yeni bir belge çıkartabileceğimi fakat bu işlemin perşembe, cuma ve cumartesi günü yapılabileceğini söylediler.
Anlattığım olayları salı günü yaşadım. Bugün çarşamba idi perşembeye döndü. Sınavım pazar günü. Ben hala postacı bekliyorum...

11 Kasım 2007

Fotoğraflarla "Küresel Isınma"

"Küresel Isınma nedir? Ne değildir?" bilmeyen kalmadı sanırım. Hakkında yazılan makaleleri, raporları, vs. incelemek çok fazla zaman alır. Fotoğraflarla yapılmış bir derleme ise bu konunun önemini kavramak için yararlı olabilir. Buradaki fotoğraflar da işte tam bu düşünceyi destekliyor. Hatta sadece bu gerçeği gözler önüne sermekle kalmıyor. İşin eğlenceli olan yanlarını da yaklıyor.

Kaynak: http://www.weirdomatic.com/global-warming-then-now.html

07 Kasım 2007

Ege Mavisi Blogger Gezisinde

Son bir saattir girdiğim bloglar, okuduğum yazılar, incelediğim yorumlar, yardım, durum gibi resmi Blogger sayfaları sayesinde öğrendiklerim:

Blogger uçsuz bucaksız bir mecra. İçinde yok yok. O kadar çok tema ya da nasıl deniyor, şablon seçeneği veriyor ki, blog sayfalarına erişimde kullandığımız adresler olmasa hepsini bir tasarımcının elinden çıkmış siteler sanacağım. Birbiriyle aynı temayı kullanan iki bloga rastlamadım. (Blogger şanslı günündeydi!) Bir yandan bloglar arası gezerken bir yandan da Wordpress(WP)'ten neden ayrıldığımı düşündüm. Tamam WP birçok özelliği standart olarak kullanıcılara en basit tema geliştirme şansı vermiyordu. Zaten temelde WP'ten Blogger tarafına geçişimin sebebi WP'ye uygulanan sansürdü.

Yardım sayfaları genelde İngilizce. Bu konuda HTML kodlarını öğrenene kadar zorluk yaşayabilirim. Sade ve kullanışlı bloglar hazırlamak için ideal bir çözüm olarak Blogger tarafımdan sevildi. Hala beceremediğim birşey var: Sayfadan verdiğim bağlantıların yeni bir pencerede açılmasını sağlamak. Bunu da yapabilirsem büyük eksikliklerden (kendi adıma) birini gidermiş olacağım.

Bilgisayarımın şarjı bitmeden bu gezinti notlarına nokta koyayım en iyisi.

03 Kasım 2007

Yağmur Adam

Hayâl perdesine yansıyan
Puslu bir İzmir akşamı
ve yağmur altında yürüyen,
gözyaşları yağmura karışmış adam.

Karşıt Dörtük

“Mutluluğun resmi”ni soruyor bana.
Ben de diyorum ki;
Yüzümdeki renkleri ters çevirirsen
Görürsün en büyük mutluluğu.