İnsanın en çok olmak istediği durumda bile işleri berbat edebilme becerisine ne denir ki? Bazen, hiç olmadık bir anda hiç olmadık bir şekilde olaylardan, konulardan bağım kopuyor. Aslında kopma değil de, düşünmeden söylenen bir söz, yapılan bir hareket bulandırıyor tertemiz suyu. Saçma sapan cümleler kurmaya başlıyorum. Hatta ve hatta cümle bile değil, sadece bir kelime. Sonrası işte karalar bağlayıp düşünmekle geçen uzun, acı dolu saatler. Dipsiz kuyularda hissetmek sonrası.
Kendine gel aziz dostum. Bu yaşananları kimseye yapmaya hakkın yok!
Son Eklenenler
20 Haziran 2015
24 Nisan 2015
Gönderen
egemavisi
Savur saçlarını sevgili,
Dalgalansın rüzgarlara inat!
Gözlerimin içine bak
Kaybolayım derinlerinde
Öp beni birtanem,
Uçurumlardan çevirir beni öpüşün!
19 Nisan 2015
.
Gönderen
egemavisi
Okumakla başlayan bir eylem,
boyun eğmeye evrildi;
AŞK oldu.
Kalbin tınısıyla
tüm vücuda yayıldı o noktadan
12 Mart 2015
Sorular, sorular!
Gönderen
egemavisi
Parmağına iğne batan bir terzinin aklına ustası mı gelir her seferinde? Papatya yapraklarının sayısı hep tek midir? Kelebekler, bilirler mi uçuşlarının son dansları olduğunu? Martılar sonsuza kadar uçabilirler mi denizin üstünde? Yağmur sonsuza dek yağabilir mi? Mutluluk sadece rüyalarda mı görülür?
20 Şubat 2015
30 Aralık 2014
An
Gönderen
egemavisi
Az önce müzik dinlerken öyle huzurlu hissettim ki! Arkama yaslanıp gözlerimi kapadım. Kendimi müziğe bıraktığım bu anların sonsuza dek sürmesini istedim. Uzunca bir süredir bu derece iyi hissetmemiştim.
Hayat dediğimiz-ve aslında anlamını sonsuz kere abartıp öylece kabul ettiğimiz- şeye öylesine kaptırmışız ki kendimizi, anlardan oluşan bir bütün için o anlardaki kocaman güzellikleri yok sayıyoruz çoğu zaman.
En son ne zaman tanımadığınız birine gülümsediniz?
En son ne zaman bir çocuğun gözlerinin içindeki gülüşü gördünüz?
En son ne zaman bir yere yetişme telaşında olmadan, elleriniz cebinizde ıslık çalarak yürüdünüz?
En son ne zaman yüksek sesle şarkı söylediniz?
En son ne zaman bir banka oturup öylece çevrenizi izlediniz?
En son ne zaman hiç tanımadığınız biriyle derin bir sohbete başladınız?
İşte ilk aklıma gelenler. Unutmamak, hep hatırlamak için yazdım.
Hayat dediğimiz-ve aslında anlamını sonsuz kere abartıp öylece kabul ettiğimiz- şeye öylesine kaptırmışız ki kendimizi, anlardan oluşan bir bütün için o anlardaki kocaman güzellikleri yok sayıyoruz çoğu zaman.
En son ne zaman tanımadığınız birine gülümsediniz?
En son ne zaman bir çocuğun gözlerinin içindeki gülüşü gördünüz?
En son ne zaman bir yere yetişme telaşında olmadan, elleriniz cebinizde ıslık çalarak yürüdünüz?
En son ne zaman yüksek sesle şarkı söylediniz?
En son ne zaman bir banka oturup öylece çevrenizi izlediniz?
En son ne zaman hiç tanımadığınız biriyle derin bir sohbete başladınız?
İşte ilk aklıma gelenler. Unutmamak, hep hatırlamak için yazdım.
14 Ekim 2014
Yolda
Gönderen
egemavisi
“Yol zamanın bir fonksiyonu değildir. / Hız yolun zamana bölünmüş halidir. / İvme ve sürtünme katsayısı bizi ilgilendirmez. / Yolda olmak bir hıza sahip olmayı gerektirir, / Aksi durum yolda durmaktır. / Durmak sıkıcıdır. / Yolda durmak yolda olmak anlamına gelmez, / Yolda durmak yolda durmak anlamına gelir. / Yolun bittiği yerde durulmaz / Ya önce durulur ya durulmaz. / Bazen yolun kenarından renksiz duru sular akar. / O sularda balık da vardır. / Yolun yardığı tepelerin biri yeşil toprak biri bej olabilir, / Su aktığı yerin rengine bürünmez, / Ama sana öyle gelebilir, / Ayrıca yol bitmez, / O labirentin duvarıdır.” – Kaan Çaydamlı, “Başyazı” [1]
"Hep yürüyen biri olmak istenmez, yürümek sürekli izlenimdir, duraklamak ve düsünceyi beklemektir yolun varlık kanıtı." [2]
"Şark oturup beklemenin yeridir. Biraz sabırla her şey ayağınıza gelir." [3]
[2] Metinler, Nilgün Marmara
[3] Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar
