Son Eklenenler

09 Ağustos 2020

Aranıyor!

Yalnızlık ilacı kaybolmuştur. Bulanların hor kullanmaması, ihtiyacı kadarını aldıktan sonra kalanını yalnızlar rıhtımındaki dayanışma sandığına bırakmaları rica olunur. İlacın kullanım şekli aşağıda belirtilmiştir:

  • Bir bardak suya üç damla eklenmesi yeterlidir.
  • Tercihen rakıyla kullanılması önerilir.
  • Takriben bir saat içerisinde ilaç etkisini göstermeye başlar.
Yanetkileri:
  • Doz aşımıhalinde, insanı yazmaya yöneltir.
02/05/2011 ~ 20:35

01 Temmuz 2015

Doğada Bir Başına

Uzun zaman olmuş fotoğraf çekmeyeli. Özlemişim.

Doğada Bir Başına

20 Haziran 2015

Be Yourself

İnsanın en çok olmak istediği durumda bile işleri berbat edebilme becerisine ne denir ki? Bazen, hiç olmadık bir anda hiç olmadık bir şekilde olaylardan, konulardan bağım kopuyor. Aslında kopma değil de, düşünmeden söylenen bir söz, yapılan bir hareket bulandırıyor tertemiz suyu. Saçma sapan cümleler kurmaya başlıyorum. Hatta ve hatta cümle bile değil, sadece bir kelime. Sonrası işte karalar bağlayıp düşünmekle geçen uzun, acı dolu saatler. Dipsiz kuyularda hissetmek sonrası.
Kendine gel aziz dostum. Bu yaşananları kimseye yapmaya hakkın yok!

24 Nisan 2015

Savur saçlarını sevgili,
Dalgalansın rüzgarlara inat!
Gözlerimin içine bak
Kaybolayım derinlerinde
Öp beni birtanem,
Uçurumlardan çevirir beni öpüşün!

19 Nisan 2015

.

Okumakla başlayan bir eylem,
boyun eğmeye evrildi;
AŞK oldu.
Kalbin tınısıyla 
tüm vücuda yayıldı o noktadan

12 Mart 2015

Sorular, sorular!


Parmağına iğne batan bir terzinin aklına ustası mı gelir her seferinde? Papatya yapraklarının sayısı hep tek midir? Kelebekler, bilirler mi uçuşlarının son dansları olduğunu? Martılar sonsuza kadar uçabilirler mi denizin üstünde? Yağmur sonsuza dek yağabilir mi? Mutluluk sadece rüyalarda mı görülür?

Falling rain in mexico

20 Şubat 2015

No Phrase


30 Aralık 2014

An

Az önce müzik dinlerken öyle huzurlu hissettim ki! Arkama yaslanıp gözlerimi kapadım. Kendimi müziğe bıraktığım bu anların sonsuza dek sürmesini istedim. Uzunca bir süredir bu derece iyi hissetmemiştim.

Hayat dediğimiz-ve aslında anlamını sonsuz kere abartıp öylece kabul ettiğimiz- şeye öylesine kaptırmışız ki kendimizi, anlardan oluşan bir bütün için o anlardaki kocaman güzellikleri yok sayıyoruz çoğu zaman.

En son ne zaman tanımadığınız birine gülümsediniz?
En son ne zaman bir çocuğun gözlerinin içindeki gülüşü gördünüz?
En son ne zaman bir yere yetişme telaşında olmadan, elleriniz cebinizde ıslık çalarak yürüdünüz?
En son ne zaman yüksek sesle şarkı söylediniz?
En son ne zaman bir banka oturup öylece çevrenizi izlediniz?
En son ne zaman hiç tanımadığınız biriyle derin bir sohbete başladınız?

İşte ilk aklıma gelenler. Unutmamak, hep hatırlamak için yazdım.

14 Ekim 2014

Yolda

On The Road Again: Desierto de Atacama

“Yol zamanın bir fonksiyonu değildir. / Hız yolun zamana bölünmüş halidir. / İvme ve sürtünme katsayısı bizi ilgilendirmez. / Yolda olmak bir hıza sahip olmayı gerektirir, / Aksi durum yolda durmaktır. / Durmak sıkıcıdır. / Yolda durmak yolda olmak anlamına gelmez, / Yolda durmak yolda durmak anlamına gelir. / Yolun bittiği yerde durulmaz / Ya önce durulur ya durulmaz. / Bazen yolun kenarından renksiz duru sular akar. / O sularda balık da vardır. / Yolun yardığı tepelerin biri yeşil toprak biri bej olabilir, / Su aktığı yerin rengine bürünmez, / Ama sana öyle gelebilir, / Ayrıca yol bitmez, / O labirentin duvarıdır.” – Kaan Çaydamlı, “Başyazı” [1]

"Hep yürüyen biri olmak istenmez, yürümek sürekli izlenimdir, duraklamak ve düsünceyi beklemektir yolun varlık kanıtı." [2]

"Şark oturup beklemenin yeridir. Biraz sabırla her şey ayağınıza gelir." [3]
[1] Göçebe Kültür Yeniden… Hobo’lardan Technomad’lara…, Ulvi Yaman, Karga Mecmua, Sayı 85
[2] Metinler, Nilgün Marmara
[3] Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar

19 Kasım 2013

Yeni Bir Merhaba (mı acaba) !

Yıl oldu, buralarda yokum. Gittim, geldim.
Fiilen buradayım, düşünceler daha yollarda.
Anlamadım.

09 Aralık 2012

Zorunlu Ara

Askere gidiyorum. Dönünce kaldığımız yerden devam... :)

17 Eylül 2012

Shivaree - Goodnight Moon


05 Eylül 2012

Gülümse

Hayat herkesi yorar. Ben de yoruldum. Hiç yılmam sanırdım. Bir süreliğine çekilip köşeme, dinledim kendimi. Yaşadıklarımın, hatalarımın, isteklerimin dökümünü yaptım. Zararda çıktım. Düşündüm ki kâr diye nitelediklerimiz zaten kendini kolay farkettirmeyen şeyler. Aramaya koyuldum. Anka kuşunu arar gibi aradım durdum. Yol hep uzun ve karışık. Yolda karşılaştıklarımın dertlerine ortak oldum. Gülümsemeleri bana yetti. Hem değil midir ki o gülümseme getirir bize mutluluğu. Mutluluğu aradım. Mutsuzluktan kaçtım. Kaçarken düşünmedim hedefi. Aynı buraya yazıyor gibi koştum, koştum koştum. Koşan başka birine rastladım. Beraber koştuk. Koşarken eğlendik, durduk, dinlendik. Birbirimize gülümsedik. Bir daha görüşemedik. Hep o gülümseme kaldı aklımda. Aramaya koyuldum. Yol hep uzun ve karışık. Yolda karşılaştıklarımın dertlerine ortak oldum. Gülümsemeleri bana yetti.

02 Eylül 2012

Erkin Koray - Razıyım


Çok güzel değil mi?

20 Şubat 2012

Her Zaman, Bazen

Her zaman korkarım, bir insanı üzmekten. Olmadık zamanlarda, olmadık yerlerde aklıma gelir; üzdüklerim, sonunda üzüldüklerim.
Bazen, ağlarım. Sadece yaptıklarım için değil, yap(a)madıklarım için de!
Bazen, tamam derim. Tamam, bitti bu iş. Buraya kadar.
Her zaman umut ederim. Çöl sıcağında gölgesiz, karanlığında gecenin; sokakta, soğuğunda terk edilmiş bir binanın.
"... umutsuz yaşanmıyor."

İşte şimdi bu satırları karalıyorum. Üzdüm. Ağladım. Tamam dedim. İşte şimdi umut etme vaktidir.

Bugün bir başlangıç olsun bundan sonraki hayata. Güzel günleri umut etmek günü, tıpkı bir güzelin doğum günü gibi.

03 Şubat 2012

Buz Gibi

Aşk iyidir bak
Duyumunu artırır insanın
Hele don gömlek sabahları
Tıraş olacağını duyarsın
Yeni gömleğini giyeceğin gelir
Bier yeni biçim eklersin insan olacağa
Masaya, merdivene, aynalı dolaba
Derken ardından şıpın işi bir kahvaltı
Amanın dersin bu ne delice gidiş
Paldır küldür açar mıydı fıstık ağacı
İspinoz düşünüt müydü?
Deli olan kaşınır mıydı?
Kolların upuzun Walt Whitman'ı okumaktan
Ağzın dersen bir karış açık
Sokaklar, amanın o sokaklar
Önce bir yeşile işkilli
Evlerde büyümeler, alıp başını gitmeler olacak
Kızıp duracaksın üstüne başına konan toza
Televizyondaki işe
Usanmak, hızını eksiltmek dendi mi
Cin ifrit kesileceksin birden


Hey gidi duyumuna yandığımın dünyası
Alıp vereceğin olacak ille
Aşk maşk buz gibi yaşayacaksın.

Edip Cansever - Yerçekimli Karanfil

04 Eylül 2011

Belki Gelmem

Uzun zamandır yazamadım/yazmadım. Sadece gelen yorumları e-postamdan onaylayıp öylece bıraktım blogu. Ben kayda değer içerik oluşturmasam da gelen yorumlar sevindirici benim açımdan.
Çok şeyler oldu bu süre zarfında. Bozulması imkansız gibi görünen ilişkiler bitme noktasına geldi. Kimisi bitti bile. İnsanları sürekli olarak ve istemsizce kendimden kaçırabilme özelliği kazandım. Övünülecek şey değil tabi. Durum böyle olunca çektim kendimi her şeyden. Hiç kimseyi görmeye tahammülüm yoktu.
Neyse ki o günler geride kaldı. Şimdi önümde, yılbaşına kadar olan yoğun bir akademik süreç var. Tezimi bitirip biraz daha rahatlamak istiyorum.


NOT: Cumartesi akşamları 20-22 arası TRT FM'de Yaşayan Şarkılar adlı programı dinleyip neşelenmemek elde değil. Dinleyiniz efendim!

29 Ağustos 2011

Korkma Ben Varım

Yapabileceğim onlarca alıntıdan en beğendiklerim. İlk başlarda o kadar kaptırmışım ki kendimi, not almak aklıma bile gelmedi. Bunlarla idare ediverin artık, ya da kitabı* alıp bir de siz okuyun. Yazarın okuduğum ikinci kitabı. İlki Dublörün Dilemması idi. Sadece iki kitabı var biliyordum, meğer bunlardan başka üç tane daha varmış.
Aşkın doğması ve yaşaması, yavaşlığa bağlıdır: Ağaçları keserken ormanı korumak gerekir. Erkeğin hızından kaynaklanan savrukluk, kadının yavaşlığında kendini gösteren otoriteyle intizama dönüşür. Romantizmin baştan sona kurallarla örülü oluşu bundandır.
sayfa 240
Baba olmak, insanın hayat hakkındaki fikirlerinin değişmesidir. Kızlar, henüz üç yaşındayken ellerine bir oyuncak bebek alarak anneliğe hazırlanıyorlar. Erkekler öyle değil. Bir adam, çocuğu doğduktan sonra sersemleşir, aptala döner. Bu, kaçınılmazdır. Çocuk, babanın dünyasını yönetmeye başlar ve onu hareket kabiliyetini kısıtlar. Hayatın, bebeğin minik ellerindedir.
sayfa 350
Aşk, yalanlarla ilerler. Doğrular, aşkın hijyenini yok eder.En büyük yalanlarını sevgilinden esirgersen, duygularında samimi olduğunu ispat edemezsin. Kalbimize aşk oku saplandı mı, gözlerimiz "Bana karşı dürüst davranıp her şeyi berbat etme sakın" demeye başlar.
sayfa 360
- Saçmalamayı bırak. Bir şapkayı beğenince onu kafana çiviyle çakıyor musun?
- Yani?
- Evlenme.
sayfa 278





* Korkma Ben Varım, Murat Menteş, İletişim

24 Ağustos 2011

Samimiyet

"İnsan, kendi samimiyetinin altını çizmeye kalkıştı mı, ister istemez üstünü de çiziyor. Samimiyet, mahremiyetle mukayyet olsa gerek."
Korkma Ben Varım, Murat Menteş, İletişim, 2010, sayfa 42

05 Ağustos 2011

Carpe diem!


Yaşam anlık olaylar bütünü. O anda ne hissederse yapmalı insan. Fazla sorgulamaya gerek yok bazen.